19 Temmuz 2010 Pazartesi

IĞDIR’IN TAŞBURUN KÖYÜ HALKINDAN ALİ GERGİN’İN EMİN KARAC'YA MEKTUBU (AĞRI İSYANLARI)

IĞDIR’IN TAŞBURUN KÖYÜ HALKINDAN
ALİ GERGİN’İN MEKTUBU

‘Ağrı eteklerinde ateş (Bir kürt ayaklanmasının anatomisi)’in yayınlandığının ertesi yılında yayınevi adresine, Iğdır’ın Taşburun köyü halkından Ali Girgin’in bir mektubu ulaştı.
Ali girgin kitabı okumuş, dinlemiş ve şu mektubu yazdıtmıştı:

‘Sayın yazar Emin Karaca,
‘Ağrı eteklerinde ateş’ adında bir kitap yayınlamışsınız.
Kürt ayaklanmasının 1927-1930 dönemini kitabınızda anlatmış bulunuyorsunuz.
Ağrı’da o ayaklanma dönemini yaşayan insanlarımızdan halen hayatda olanlar var.
Hatta orta yaşlı pek çok insanımız da bu konuyu yakından biliyor.
Ben kitabınızda adı geçen Iğdır’a bağlı Taşburun nahiyesinde yaşayan bir vatandaşım. Kitabınızı okuttum ve dinledim.

Sayın Karaca, kitabınızda tanıklığını aktardığınız Türk subayı Zühtü Güven’in anlattıkları gerçeğe uymuyor.
Bu durumda ben kendi bildiklerimi, duyduklarımı ve yaşadıklarımı anlatmak istiyorum:

1926’daki Kürt harekatının önderi şey Zahir di.
Yanındada kardeşi Şeyh Abdurrahman, vardı.
Öteki önderlerde Fetoyê Şemski, Osê, Ömerê Besê idiler. Bunlar Şey Zahir’in kurmayıydı. O timin lideri Şeyh Zahir’di.

1926 yılı oğustosunda Ağrı’daki Şey Zahir’in timiyle savaşmak için, (200 asker ve üç uçak mevcutlu) Iğdır piyade alayı, ağrı vadisine herakat etti.
Iğdır piyade alayı’yla Şey Zahir’in 60 Kürt gerillası 12 saat savaştılar.
Şeyh Zahir’in gerillarından 8 kişi şehit oldu.
Çarpışma sırasında Şeyh Apturrahman tarafından 2 türk uçağı düşürüldü.
İçindeki dört subayla birlikte imha edildi
Türk piyade alayı büyük kayıp verdi. Bu arada Şey Zahir’in gerillarından Ömerê Besê de şehit oldu.
Askerler Ömerê besê’nin kafasını kesip, yetkililere götürerek büyük ödül almak istediler.

1927 yılı haziran ayında ise, yeni ismiyle Tuzluca ilçesinine bağlı Gaziler’e (eski pernavut) 3. ordu komutanı Orgenaral Kazım Orbay askeri birlikleri teftiş etmek için hareket ediyor.
100 askerin güvenliğinde yolalmakta olduğu ŞeyZahir’e haber veriliyor.
Şey Zahir timini toplayarak, kardeşi Şey Abdurrahman ve 10 gerillasıyla birlikte Gaziler’in içinden geçen karayolunun 3. kilometresindeki köprünün altında siperleniyor.
Köprüye 100 metre kadar kala Şey Zahir, Şey Abdurrahman, Fetoyê Şemskî, Çerxê ve öteki gerilları siperden fırlayıp ‘teslim olun’ diyorlar.
Kazım paşa arabasını durdurup yere iniyor, cebinden çıkardığı beyaz bir mendiller teslim olduğu belirterek, silaha davranmak isteyen askerlerinede; ateş etmeyin bu çete Şey Zahir’in çetesidir. Kendiside adaletli bir insandır.’ Diyor.
Çevresindede 7 kişilik yüksek rütbeli subay bulunuyor.
Arabalarından atlayan subaylar, ormana doğru kaçarak rütbelerinide söküp atıyorlar.
Şeyh Zahir’in mecbur kalmadıkça askerlere dokunmadığını, ancak subayları öldürdüğünü biliyorlarmış.
Şeyh Zahir adamlarına emir vererek ormanın içine dalan subayları buldurup getirtmiş.
Kazım paşa’nın yanında bulunan hanımıda çok korkmuş ve ağlıyormuş.
Bunun üzerine Şeyh Zahir , Kazım paşa’ya şöyle demiş: ‘Korkmayın! Ben eşkıya diye bildiklerinizden değilim.
Kürdistan’ın ulusal kurtuluşu için savaşan Ağrı dağı’nın gerilla liderlerinden Şeyh Zahir’im.’
Kazım paşa’da Şeyh Zahir’e hitaben: ‘isminizi biliyorum, kahramanlığınızı ve adletinizi dinledim.’ Diyor.
İki tarafın gerilla ve askerleri elleri tetikte beklerken Şeyh Zahir’le Kazım paşa bir saat kadar konuşuyorlar.
Şeyh Zahir Kazım paşa’ya sonuç olarak şunları söylüyor:

‘Sayın paşam, ulusal mücadelemiz için, kanımızın son damlasına kadar savaşmaya kararlıyız. Sizin ordu komutanı olarak bizim isteklerimizi en yüksek makamlara ileteceğinize inandığımız için bu eylemi yaptık.’

Şeyh Zahir bilinçli ve kültürlü bir Kürt lideri idi. Dört dil biliyordu. Daha önce Tuzla mal müdürlüğü görevindeydi.
Ulusal Kurtuluş mücadelesi uğruna her şeyi bir yana bırakarak savaşmak için dağa çıktı.
Şeyh Zahir sürekli askeri kıyafetle dolaşıyordu. Nitekim kazım paşa ile görüşürken binbaşı kıyafetindeydi.
Kaızm paşa Şeyh Zahir’e cevaben diyorki: ‘bildiğim kadarıyla büyük bir aileye mensup iyi ve adil bir kişisiniz.
Gelin teslim olun. Şerefim ve namusum üzerine söz veriyorum, sana istediğin makamı verdirteyim.’
Şeyh Zahir bu teklife teşekkür etmekle birlikte ‘hayır efendim ‘ diyor. ‘salih omurtak paşaya ricamızı iletin.
Şimdiye kadar çok ölü verdik Kürdistan’ın ulusal kurtuluşu için. Biz hakkımızı istiyoruz.
Bunun almak içinde kanımızın son damlasına kadar şavacağız. ‘Kazım paşa, Şeyh Zahir’in bu sözlerini Iğdır dönüşü ilgililere ileteceğine dair söz veriyor.
Şeyh Zahir’le el sıkışıp öpüşüyorlar.
Kazım paşa belindeki tabancayı çıkartarak Şeyh Zahir’e hediye ediyor.
Şey Zahir’e karşılık olarak kendi belindeki Berebellum tabancayı hediye ediyor.
Kazım paşa’yla bu görüşmeden 3 gün sonra, Tuzluca’ya bağlı 300 hanelik Aktaş köyünü Şeyh Zahir timiyle birlikte çevirdi .
Köyün sakinleri Azeri idi, devlet yanlısıydılar ve Kürt gerillarına karşı düşmanca tutum takınmışlardı.
Şeyh Zahir bunlara ders olsun diye köyün 2500 davarını İran’a götürmek için el koydu.
Köyden 50 kişi bunların peşine düştü.
Şeyh Zahir timiyle çatışmaya girdiler 8 kayıptan sonra Azeriler bozguna uğradılar.
Azeriler Kulp’a gidip seyyar jandarmayı durumdan haberdar ettiler.
Bunun üzerine Tuzlucadan 100, Iğdır’dan 150 asker Şeyh Zahir’in timinin peşine düşüyor.
Gevgeve mağarası civarında karşılaşıp çatışıyorlar.
1927 yılının haziranı tarih …. Çatışma 18 saat devam ediyor.
45 asker ve 2 subay ölüyor. 4 gerilla şehit ediliyor.
Şeyh Abdurrahman sol kolundan yaralanıyor.
Askeri birlik geri çekilmek zorunda kalıyor.
Şeyh Zahir sonunda 2500 davarı İran’a geçirerek orada halka dağıtıyor.
Şeyh Zahir’in kahramanlığı Ağrı dağında 5 yıl sürdü.
Kote ve Kesko aşiretlerinin ihaneti ile Türkler Ağrı dağına hakim oldular.
Şeyh Zahir kardeşi Şeyhabdurrahmanla birlikte Van’ın Özalp ve Başkale dağlık bölgelerinde savaşı sürdürdü.
Bir diğer kahraman savaşçı Ferzende Heseni, Azizan aşiretlerinden Aptullah adında birisi tarafından kalleşçe arkadan vurulup öldürüldü.
Vuran İran’a kaçtı. Şayh Zahir Başkalede bir jandarma müfrezesi ile aniden girdiği bir çatışmada vuruldu.
Kardeşi Şeyh abdurrahman 500 e yakın gerillasıyla 2 yıl daha savaşmaya devam etti.
Sonunda Van valisi ve jandarma tugay komutanı Şeyh Abdurrahman’a aracı göndererek teslim olmasını istediler.
Görüşmeler sonunda teslim olma tarihinde anlaştılar.
Şeyh Abdurrahman 60 arkadaşıyla atlı ve silahlı olarak Van vilayet binasının önüne geldi.
Şeyh Ve Abdurrahman ve timini Van valisi ve tugay komutanı bando mızıka merasimi ile karşıladılar.
Tugaya götürülüp bir hafta misafir edildikten sonra cezaevine konuldular.
4 ay sonra mersin cezaevine nakledildiler.
Yargılanma sonunda Şeyh Abdurrahman’a 11 yıl ceza verildi.
6 yılda Söke’de sürgün. Ceza ve sürgünden sonra Şeyh abdurrahman Iğdır’a gelip yerleşti.
1990 da öldü.
Sayın karaca, Kürt halkının sorunlarıyla yakından ilhilendiğiniz için size teşekkür eder, şükranlarımızı sunarız.

Iğdır’ın Taşburun Köyü halkından Ali Gergin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder