28 Haziran 2011 Salı

“ARARAT" "AGIRİ" Ağrı İsyanı Destanı

“ARARAT" "AGIRİ" Ağrı İsyanı Destanı



sevgili dostlarim !

Aşağıdaki destanın tümü Ağrı isyanlarına gerçekten olan olayları anlatıyor, olaylar tamamıyla gerçektir, yaşanmıştır.

Cemşid Mar isyanlari sadece bir ozan olarak degil ayni zamanda bir sosyolog ve tarihci gözüyle de isleyen cagdas bir kürt ozanidir.

Ağri isyani ile ilgili hic bir sey okuyamamis bir insan bile bu destanda isyani bütün hatlari ile kavrayabilir,tarih ve insanlik önünde Zilan katliami gibi bir soykirimla sonuclanan bu isyani daha iyi anlayabilir.

gecelim destanimiza:


"Agir dirêjand ser seran

Ronahî dirêjand her deran

Erd dihejand car caran

Hilbe Agirî hilbe Agirî"


ARARAT

Büyük Ararat

Küçük Ararat

Yanmaya hazır sönmüş volkan

Kutlu Kürdistanın çatal yüreği

Dumandır kardır doruğu

Döşü çimendir

Düşü özgürdür

İçindeki ateşin dolaştığı şahdamar

Ağzında kül ve kömür

Alnında saç buluttan

Yamacında ağaçlar

Ardıç ve huş

Kanlı kurt

Kınalı kuzu

Ve püskürük kayalar

Parçalanıp yardan yuvarlanan

Korkunç ve uzun uğultular

Homurdanan ejderha

Şahlanan şahmeran

Deli yel

Çoşkun sel

Kara boran

Yelesi alev

Pençesi asi

Kükreyen aslan

Yanan ocağı isyanın

Külü mahşer

Közü cehennem

Kıvılcımı tufan

Büyük Ararat

Küçük ararat

Ortasında Serdarbulak bel verir

Serdarbulakta Yakup suları

Kırkgözeden el verir

Akar duru ve serin

Bir büyük söylence okur

Urartu yazıtlarında

Ve taç olur Hitit güneşi dağıma

Aras

Kars

Ve Bitlis selam durur

Lacivert bir gül gibi açar Van

Arkasından

Duyulur Zerdüştün sesi

Gelir Hürmüz

Gider ahriman










ŞEYH SAİT GAZİLERİ

Piranda doğan güneş

Bir anda batmamıştır

Gözleri yıldız gibi umut

Sakalları yağmur yüklü bulut

Şehit Şeyhimin çeteleri

Tutmuşlar öteleri

Mor kayalarda manevisli ışıltılar

Gizemli yansımaları ateşin

Suyun büyüleyen şavkı

Kartal ve şahin yuvaları birde

Kanlı kancık kurda

Hesap sormanın günüdür gün

Ararat denilen dağın

Başı dumanlı duvak

Eteği binbir çiçekli düğün

İhtilal gibidir mayısta ilkyaz

Toprak / tohum / tomurcuk

Seheryeli

Bahar yeli

Özge can

Damarda ateşlenen kan

Tutuşturur gönül bayrağını

Artık yaşamın kendisidir dalgalanan

Gül

Çiğdem

Ve çimen

Gökkuşağı

Yer kuşağı

Asur tanrısının elinde buğday başağı

Üzüm salkımı

Bereketlı kılar ülkemi

Halkımı güçlendirir

İnandırır utkuya / umuda / aşka

Bu mevsimde kavga gündür

Çotele / arşik / cibir

Faso ve miri İsmail

Dağlarının bağrında

Kurtuluşun özgürlüğün uğrunda

Şeyh Sait gazileri

Ado / Yado / Haco

Ve Seyithan

Ve Alican

Yaralı aslan

Alıcı kuş dövüşmekte

Burası Biçar yöresi:

Orman sık

Vadi derin

Uçurum uzundur

Murat suyunun türküsü hazindir

Dolanır akar

Bulanır akar

Sömürgeci aman bilmez / acımaz

Orman yakar

Harman yakar

Bala demez

Ulu demez

Alır can

İşte Zengezur

Mürtezan

Ve botan

Biraz barut

Biraz duman

Biraz kan


DORUKTAKİ BAYRAĞIMIZ

Bro Hesikê Têllî nin otağı

Ararat’ın eteği

Aşiret celali

Kendini bildi bileli

Osmanlıyı dost bilmiş

Süngü tene / sürgün cana değende

Aklı başına gelmiş

Sarılmış al atına

Araratın yüce katına

Çıkıp kavgaya kuşanmış

Yanında kardeş / oğul ve yeğenler

Musa Berki’nin destesi

Hesse sorî aşireti / Mihoyê Bekır

Ve Keskoilerden birkaç peşmerge

Yıl bindokuzyüz yirmialtı

Gecelerden bir gece

Çevrede asker çadırları

Işıklar yanık

Su uykudadır / düşman uyanık

Yeni ağarmakta tan

Gizlice çevrimişiz arkadan

Top / tüfek ve mitralyöz sesleri

Kurşun yağıyor başımıza

Düşman çıkar çıkmaz karşımıza

Yekindik birden

Atıldık ileri

Bir avuç yiğitle girdik cenge

Vuruşa vuruşaal-kızıl renge

Boyandık

Dayandık üstüne düşmanın

Kimini tutsak aldık

Kimini kaçırdık

Toplarını tüfeklerini ele geçirdik

Kazandık utkuyu

Yer şahit

Gök şahit

Bro’nun kardeşi Ahmet

Ve Mıho Bekırın kardeşi şehit

Ve Bor yaralı

Düşleri ak

Araratın doruğunda dalgalanırken bayrak

Gölgesine gelen gelene

Şemskî aşireti reisi Temûrê Şemski

Ve kardeşi Çerxo Tuzlucadan

Sakan aşireti reisi Şeyh Abdulkadir

Ve yeğeni Salih

Sürgün edildikleri izmirden

Aramıza geldiler

Saflarını aldılar

Kutlu toprağında yurdun

Dönüp yüzümüzü Ararata

Hep birlikte secde ettik kabesine Kürdün

Öptük ışığın ilk değdiği yeri…



ARARAT ASLANI

Su şorladı

Bereketlendi toprak

Yıldız daha parladı

Belikli İhsan Nuri

Çıkıyor Ararata

İhsan Nuri Paşa

Araratın aslanı

İli Bitlis / aşireti Cibran

Hiç unutmamış aslını

Bindokuzyüz ondokuz yılında

Mustafa kemalin yolunda

Ferit paşaya karşı koyan

Sonra türk-iran sınırında komutan

Verilen söz gereği Kürdistan

Tanınmayınca yeni devlet tarafından

Cibranlı Halit önderliğinde

“Kürdistan Özgürlük Komitesi” kurulmuş

Diksin diye başkaldırının bayrağını burca

İhsan Nuriye buyruk verilmiş

Ve Beytüşebepda Paşa İhsan

Yılan dili hançeri çekmiş kınından

Çevirmiş namluyu namerde

Ve dağlarda ateşler yanmış

Çıngılar çakmış gözlerine çetelerin

Barut kokusu

Ve duman

Yenilmişiz…

Yas kaplamış ulusu

Gölgelenmiş su

Batmış güneş

Akmış kan

Derken yıllar geçmiş aradan

Paşa İhsan

Araratta boy vermiş

Yeni düzem kurmuş

Buyruğunda peşmerge desleri

Destelerin başında ustaları

Cesaretin ve cengin

Kararlı

Kahraman

Atılgan

Onların sesiyle yankılanıyor şimdi

Muş / Malazgirt / Bulanık / Van

Zilan / Hınıs / kulp / Kağızman

Ve bütün Kürdistan.


KUTLU DAĞ

Yıl bindokuzyüz yirmiyedi

Eylülün on üçü

Araratın kuzeyinde

Sökün etti türk tümeni

Yüce tepeleri tutup

Serdarbulakta otağ kurdu

Başladı saldırıya

Peşmergeer

Kadın ve çocukları

Sınır ötesine Sakan aşiretine saldılar

Sırtlarını irana çevirip

Düşmana karşı mevzi aldılar

Bir kısmıda dolanıp

Arkadan vurdu onları

Ve sakan aşiretinin iran kesiminde

Kardeş Kürtler yardıma geldiler

Dostların soluğuyla

Sesimiz büyüdü

Ve Türkler çekilmekte geriye

Çekilene destek için kuzey tepelerinden

Büyük bir saldırı üzerimize

Savaş hızlı

Ve yoğun

zordayız

Tam bu sırada

Ararat denilen kutlu dağın

Doruğunda mor duman

Sarı şimşek

Karabulut

Arkasından yağan yağmur

Çöken sis

Bizim için doğan umut

Bulanık havayı sever kurt

Yeniden yekinmiştir Kürt

Yedicanlım şahmeranım

Alev dillim

Elbet senin bu güzel yurt

Yabancının toprağında işi ne

Düş peşine

Vur alnından

Ve düşman

Karşımıza çıktığına pişman

Basmışız yirmidokuzuncu alayı

Yarbay Tevfik

Yüzbaşı Nuri

Ve nice Eri

Tutsak almışız

Erdem gösterip geri salmışız

Sahibi olmuşuz

Yığın yığın ganimetin

Şenlik bizim

Şan bizim

Elde tüfek / dilde marş

Uğruna ölümlere gittiğimiz

Kızıl ufkunda kanlı güneşler gibi battığımız

Vatan bizim…


SESE ZİNCİR VURULMAZ

Sese zincir vurulmaz

Sesim yelde

Selde suda

Smekte / simsekte sesim

Suyulan benim simdi

Sört bir yana dalga dalga

Sayılan benim şimdi

Yüreğimde ülke aşki

Gönlümde büyük bir cosku

Bu duyguyla tastı bendim

nice acılar yendim

Olup bir akca güvercin

Zeytinin dalına kondum

Sürdüm barışın izini

Savaşın yollarında

Karşı koydum atese kılıca

Gözümü budaktan sakınmadım

Uyuyana / su icene dokunmadim

Özgürlükçü

Esitci

Ve kızıldım

Tarihin şanlı sayfalarına

Kanla yazıldım

Agrılardan acılardan

Sızılarak süzüldüm

Selahaddinle gazi

Alibat la sehit

Zagrosta guti

Babilde kassit

Hama-humusta karmat

Cibalde hürremit

Olan bendim

Cudide zikurrat

Adaklar adfadim ona

Sunaklar sundum

Yezidi /isevi /islam

Ve insan olarak

Seherde güneşe döndüm

Yikadim alnimi ve gönlümü

Sonra ırmağa indim

Kestim bıçakla suyu

Erken doğsun diye cocuk

Patlasın diye tomurcuk

Böldüm güzelim uykuyu

Özgürlüğe dilek tuttum

Nice demir bilek tuttum

Büktüm çoğunu

Bürüdüm zagros dağını

Medyayı / mezopotamyayı

Kapladım bir uçtan bir uca

Ninovayi yaktım

Yıktım asma bahçelerini babilin

Kanımı kanlara kattım

Kattım canlara canımı

Yeni uygarlıklar kurdum

Mittaniyim

Mervaniyim kürdüm

Kurtulsun diye yurdum

Yeniden yazıyorum tarihi

KAHIRLI KERVAN

Beş ekim bindokuzyüz yirmiyedi

Tüm ulusal örgütlerce

Hoybun kurulmuştur

Kürt-ermeni dostlugu örülmüştür

Olağan üstü askeri komutanlik

İhsan Nuriye verilmiştir

Ve Heské Tellinin Ağri valisi

Temûrê´şemkininse jandarma komutanı olması

Olmasi uygun görülmüştür

Ve damlaya damlaya göl

Ulana ulana sel

Uzaya uzaya dal büyümekte

Sarılmakta yara

Yeniden kuruluyor yıkılan köyler

Ve sıra sıra

Dağımıza ulaşıyor

Ferzende / Kazim / Halis

Ve Tacettin beyler

Ve Heyderanlı Ado

Fedai önderi Hacı Bero

Seyit Abdulvahap

Ve amcasının oğlu Seyit Berzenci

Velhasıl çocuğu

Kadını

Genci

Ararata doğru yürümekte

Yamaçları

Vadileri

Tepeleri bürümekte

Patikalarda dizilmiş karınca katarları

Bir çileli

Bir beleli

Kahirli kervani

Duval / çul / cadır / keçe / kilim

Çikrik / çömlek / çubuk

Çingirak ve can

Tökezleye tökezleye taşıyor yükünü hayvan

İnsan direniyor hınçla / inançla

Ve kadın / belinde besik

Besikte bebe

Elinde kirman

Ve kırk belikli kız

Percemi asi/ pürçeği savruk

Başında boncuklu kofi/al dolak

Akik taşlı gümüş gerdanlik boynunda

Koynunda bir çift kumru

Sevda koynunda

Özü narin

Sözü şirin

Gözleri ceylan

Ve yahşi yağız peşmerge

Ayagında yemeni / başında poşu

Sırtınnda cepken

Tırpan gagalı kuşu alıcı

Rüzgar ayakli

Alev yeleli

At küheylan

Ve bir çocuk

Yaralı tırnağı taşa değmiş

Acılı günlere doğmuş

Çığlığı isyan


ONUR, EKMEK VE AŞK UĞRUNA

Atı evcil kılanım

Tekerleği bulanim

Gelenim eski cağlardan

Suları aşırıp dağlardan

Düze deviren

Toprağı / tunvu işleyip

Çarki ceviren

Özgürlüğü düşleyip

Onur / ekmek / aşk uğruna

Dövüşerek ölenim

Düşmanın yolları

Telefon-telgraf telleri

Kesilmekte

Basılmakta üsleri

Sesleri kısılmakta

Haykırırken bizimkiler

Adimizi / andimizi

İşte Ferzende bey

Hasankalede tüfek catmış

İste Elo Beso

Palandökende mevzi tutmuŞ

İşte Halis bey

Düşmanı birbirine katmış

Tutsak almış üc yüz eri

Ve Ado süphan

Tello ve yoldas Çavres Mus

Ve Haverki aşiret reisi Haco

Şırnak / Midyat ve Mardinde

Ülkesinin / ulusunun derdinde

Dağdan -dağa mekik dokumakta

Şakımakta özgürlüğü

Kendi kökü üzerinde yürüyen

Ağacın dallarında

O ağaç benim işte

Her mevsimde Çiçek açan

Tohum veren / dal süren

Gönenir gölgesinde insan

Rüzgar saklı yapragımla donanır

Büyür toprağımla

Büyük okyanus gibi

Mehmet Ali Yunus gibi

Arziye ve Karmelik dağlarında

Yeniden iskina vurur

Çekicini Ali Resul

Eruhta düşmana

Ve Van gölü

Mor dalgasıyla deli

Öfkeli ateşli buharıyla Tendürek

Aararat çığlığıyla kızgın

Dostta derleniş

Düşmanda bozgun

Güneşin kutlu oğlu

Yakar ateşi birazdan

Başlar sinsine

Pervane döner

KANLI DÜĞÜN

" Tecil kanunú" na kanıp

Teslim olmamamışız

Oyuna gelmemişiz

Kavga sürüyor

Bizimle görüşmekte görüyor

Sömürgeci devlet çözümü

Bu amaçla

Yirmi kişilik güçle

Şeyh köprüsündeyiz

Karşı kurulda

İki milletvekili

Ağrı tümen komutanı

Ve ötekiler

Diyorki sömürgen:

-Gül bize

Diken size

Neylersiniz özgürlüğü

Özgürlük erken size

-Diyorki sözcümüz

Gül icindir katlanmamız dikene

Rüzgar ve suyuz biz

Özgürlük harcımızdır

Eşittlik ve kardeşlik

İnsanlik borcumuzdur

İşte biz buyuz

-Diyorki sömürgen:

Ak bize / kara size

Uslu durun / boyun kırın

Acariz bağrınızdan

Onulmaz yara size

Tanrı bizi egemen

Ve efendi kılmıştır

-Diyorki sözcümüz:

-Karayı çözdük/ bağladık alı

Boyunduruk boynumuza yaraşmaz

Yolumuz özgürlük yolu

Bu uğurda bağrımızda açılan

Namusun / onurun gülü

Artık şimşek bekliyor

Kul düzeni kalkıyor

Ne tanrı kalır/ ne hükmü

diyorki sömürgen.

Biz çobanız /siz sürü

Dökün teri / çekin çileyi

Bütün çabanız

Bizim için olmalı

Diyorki sözcümüz:

-Artik ulusum /kendisi için var

Ameği kendisine yar

Çatladı gök yarıldı yer

Koptu kıyamet

Mahşer günüdür gün

Bu kanlı düğün

Özgürlüğün

Gelini içindir

Ve düşman

Dizgini kırdı geriye

Geldigi gibi eskin değil

Şaşkın gitti

İradı gözden


İNANÇ YÜREKTE: SEVDA ŞERRİMİZDEDİR

Aralandı kapısı kafesin

Dağlardan gelen sesin

Çekimine kapıldı kuş

Süzülüp uçtu

kanatlari çicek actı

Esridi mavide

Bir büyük sevide

Eridi gökçe

At çözdü koşumunu

Hamudunu çıkardı

Kırdı gemini

İçti suyunu

Yedi yemini

Sonsuz güzel ovada

Soludu özgür havada

Kişneyip şaha kalktı

dalgalandı yeleleri

perçemi savruldu

Köpüklü bir cağlayandır artık at

Şanli bir utkudur anıtıdır Ararat

Kat-kat

Artmakta gücümüz

Ağabeyi yollanınca sürgüne

Eyüp Ağa sığınmıştır Korxana

Ve burda püskürtmüştür düşmanı

Böylece dağımızın kuzey yanı

Egemenliğinde Peşmergenin

Öte yandan

Iğdır bölgesinden

Eléye bekır

Ve kelturi asiret reisi Ömeré Besé

Ve bir süre önce irandan gelip

Araratın doğusuna yerleşen

Şimdide bizimle birleşen

Kızılbaşoğlu asiret reisi´Abdullah Halef

Ve yine Zilan ileri gelenlerinden

Enveré Mizraq aramızdadır

Aramizdadir izmir zindanindan kacan Şemseddin

Çıkıp Suriyeden

Ölümlü / zulümlü geçitlerden geçen

Memo ve Nadir kardeşler aramızdadır

İnanç yürekte

Sevda serimizdedir

Bayrak dorukta

Emek terimizdedir

Ne mutlu insan olana

Çağrımıza gelene

Ardeşir Muradyana

Nami diğer bey Zilana

Ve yoldaşalrına onun

Ve akan kanın

Düşen canın

Sestanı yazılıyor "Agirî" gazetesinde

Kalemiyle İhsan Nurinin

Kürt erinin Kurşunuyla

c � p < �/� ��� an>

-Artik ulusum /kendisi için var

Ameği kendisine yar

Çatladı gök yarıldı yer

Koptu kıyamet

Mahşer günüdür gün

Bu kanlı düğün

Özgürlüğün

Gelini içindir

Ve düşman

Dizgini kırdı geriye

Geldigi gibi eskin değil

Şaşkın gitti

İradı gözden


KÜRDÜM

Kürdüm

Toprağın karnını yardım

Kırmızı kiremit / kırmızı tuğla / kil tablet

Birini öptüm

birini alnima koydum

El bastım birine

Güvenerek yarına

Düşümü hayra yordum

Samanı balcığa kardım

Kuytu kulübeler kurdum

Ve gönül gergefimdeki nakşı vurdum

Cudinin bağrındaki kayalara

Atlılara su sundum

Yol açtım yayalara

Ve dört ulutaş diktim doruğuna

Asi başım gibi mağrur

Birbirine bakar durur

Güney- kuzey adına

Tarihimin yadina

Üstüne künyemi yazdım

Yazdım andımı

Mukri toprağında zerdüstle doğdum

Fanak kalesinde göklere ağdım

Siz kentinde anitlarim / yapıtlarim var

Otuz tepeyle cevrili

Yüz pinarli güzel sisar

Derin düşlerimin büyülü yurdu

Dağlarının ardı

Günesimin battığı

Umudumun doğduğu yer

Babek / mukdim ve mazyar

Onlarla çarmıha gerildim

Düştü toprağıma kanım

Yeniden yeşerdi canım

Geri dirildim

Direndim topal timura

Emeir izzetin sire

Koca pir 7 niceler

Çaldıranda calan

Yavuz hırsız / yavuz sultan

Selime

Karşı durdum

Kırkbin- kirkbin şehit verdim

Bebeleri / babaları

Şimdi onların

Herbiri kırmızı gül

Herbiri gülistan

Kürdistan herbiri

YADO

Serin bir sonbahar sabahıdır

Kanikork köyü önündeki tepede

Bir süvari bölğü

Bir ağır top

Ve saldıran piyadeler

Top güllesi yağıyor Kurdava köyüne

Ortalik toz - duman

Ve kulaklari sağır eden ses

Kadın ve çocuk çığlıkları

Bu durum karşısında İhsan Nuri Pasa

-İş düstü başa

Davranın yiğitlerim

Dedi

Bir kac peşmergeyi

Büyük ve kücük Ararat arasına gönderdi

Kalan ondört kişiyle

Sırtını dağa yaslayıp

Yönünü düşmana dönderdi

Araratın cığı gibi

Hörelendi üstüne

Selam saldı dostuna

Bronun kücük oğlu Elxanı

Hutbeci fedaimiz Sunullah

Ve beş peşmerge

Yerden biter gibi bitti

Umuda cara yattı

Bu sırada

Düşman uçağı havada

Bomba yağdırıyor yere

Tam yönelmişken bebelere

Vurdu onu Bro’nun yeğeni İbo

Düşürdü ötelere

Ararat dağı dosta

Açmış koynunu

Düşman önümüzde

Bükmüş boynunu

Çekilmekte Kanikork köyüne

Ve aramızda sınır sanılan

Çaydaki köprüye kurşun akmakta

Köprünün çevresinde bizimkiler

Mevzi tutmakta

Uzamakta savaş ve

İhsan Nuri paşa

Dayanamadı uzayan savaşa

Atını sürdü

Köprüden geçip

Kanikorka girdi

Kovaladı düşmanı

Aynı anda

Yadoyê Dilxêrî

Ve Osmanê Kilim

Üç savariyle birlikte

Batıdaki köprüden geçip

Düşmanın sağındaki tepeye at sürdüler

Yandan ve arkadan vurdular onları

Düşman ürkek

Korkak

Ve şaşkın

Yağladı tabanları

Ve Bro Heski

Atlayıp İhsan Nurinin atına

-şimdi sıra bende

Dedi

Düştü düşmanın ardına

Sonra geri dönüp

Yado’nun yardımına geldi

Nişan aldı

Çekti tetiği

Tutuştu düşmanın eteği

Dağıldı çil yavrusu gibi

Artık tepede biz

Düzde biz

Zinya Qotis teyiz

Burda sürmüşüz sömürgeni geldiği yere

Topunu/tüfeğini

Mitralyözünü almışız

Yaralısını merhemlemiş

Acını doyurmuş

Tutsağını geri salmışız

Ve gün akşama dönmüştür

Çakmışız çakmağı

Düşen düşman uçağı yanmıştır

Yüzümüzde ve gözümüzde gizemli ışıltıları

Alnımızda demircinin teri

Anısına selam durmuşuz

Zühre yıldızıyla birlikte

Kanı soğumadan şehitlerin

Sökmekte gecenin şafağı yavaştan

Köy taş ve kayalarla çevrili

Kayalar kartal yavrulu

Kuşatılmışız

Son bülbül ötüp susmuş

Başlamış ezan

Sabah namaza kalkan

Şeyh abdest almakta

İşte tam bu an

Nie hain namludan

Kurşun cayırtısı koptu

Ve gürültüyü duyan

Uyanıp uykudan

Silahını kaptı

Sipere attı kendini yarı üryan

Ortalık ana bana günü

Duman kapladı her yanı

Sardı barut kokusu

Ve düşmanın korkusu

Cesaretinden ağır bastı

Sesi sustu

Ve yalımlı yel gibi asi

Temûrê şemskî / Osê / Feto / ve Şeyh Zahir

Derken Bro ve İhsan Nuri kavgaya yetti

Düşmanın işi bitti

Kimi ölü / kimi tutsak

Tutsakların gideceği yer uzak

Birisinin yırtık çorabı / hali perişan

Horık adlı yoksul kadın görünce onu

Çıkartıp yün çorabını kendi ayağından

Tutsak ere sundu

-al oğul giy bunu

Üşümesin ayağın

Tınağın sızlamasın

Dedi…




İHSAN NURİ İLE YAŞAR HANIM

Düşmanın kara yüzüdür gece

Gün savaş günüdür

Yirmi dokuz yazının sonudur

Ararattadır İhsan Nuri’nin can yoldaşı Yaşar hanım

Osê ve kardeşi Feto Ararattadır

Bir ucu diclededir kavganın

Bir ucu fırattadır

Büyümekte fırtına

Mem binmiş bozê Revanın sırtına

Düşmüş peşine sevdanın

Irmaklar ulanmakta birbirine

Dağlar halaya durmakta

Bir zılgıt

Bir zara

Çözülen buz

Çatlayan kaya

Eriyen kar

Sel çoşmuştur

Bir destemiz peşine düşmüştür

İran toprağına sızıp

Çapulculuk yapan

Dostlarla aramızı bozan

İhanete sapan

Hesê sori’nin

Ve kendi köyünde cezasını vermiş

Dürmüştür defterini onun

Ve bindokuzyüz otuzun

İlk yazıdır gelip çatan

Ve düşman

Keskoi aşiretinin bir kısmıyla birlikte

Yürümekte Şeyh Abdülkadirin üstüne

Başlarından Ferhat bey komutan



SÖZLER HANÇER ÜSTÜNE

Kavga bütün hızıyla sürüyor

Erzurum ve Erzincanda Seyit rıza

Oramarda Barzani

Ararata omuz veriyor

Vuruyor düşmana

Ve İhsan Nuri Paşa

Selam salıyor kavim kardaşa

Diyorki:

-artık sesimiz

Sesimize yetişmeli

Bir yandan süphan

Bir yandan zilan

Tutuşmalı

Ateşiyle aşkımızın

Bu büyük çoşkumuzun

Elleriyle çekilmeli pimi yüreğin

Körüğün soluğu

Savrulmalı ocağa

Canmı dayanır bu sıcağa

Bu sevdaya can

Kaynamakta zilan

Deren köyünde toplanan

Haydaran önderleri

İsyan kararı almışlar

İhsan Nuriden ferman

Geldiği zaman

Çığ gibi kopacaklar

Dağdan aşağı / yardan aşağı

Tan yıldızının kutlu ışığı

Onların gözlerinde

Özlerinde mertlik

Sözleri hançer üstüne

Hayderan / Bekiran / adaman

Ve kalkani obaları

Kulakları kirişte beklemekteler

Umudu umuda eklemekteler

Yoklamaktalar nabzını kavganın

Özleyerek özgürlüğü

Gözleyerek yolunu dostluğun

Ve İhsan nurinin buyruğu ile

Dalgalanan Kürt bayrağıyla

Geliyor bizimkiler:

Seyît Resulê berzenci / Sefdin bey

Memo ve Nadir kardeşler

Ve bir takım süvari arkalarında

Artık maya hamurda

Kan damarda asidir

Döl düşmüştür yatağına

Lakin bir hata sonucu

Erken çakıldı çingi

Bizimkiler başlattı cengi

Gününden önce

Ve kök bedenden

Beden daldan

Dal yapraktan ayrı düştü

Sızladı toprağın ince damarı

Kavgaya kuşanmışız bir kez

Yollara döşenmişiz

Destan olmuşuz dillere

Sömürgenin suratına şamarı

Vurmanın demidir gayrı

Bukağıyı/prangayı

Kırmanın demidir gayrı

Kan deli

Dizgin dolu

Haklıdır ter

Öylesine şanlı şahlandıki halkım

Titredi gök

Sarsıldı yer

Ve teker teker

Geçti elimize

Hasan Abdal ordugahı

Norşad kalesi

Bargıri şehri

Şimdi sırada Erciş var

Saldırıyor Bekiranlılar

Ellerinde tüfek

Kürek

Kazma ve bel

Bozkırı bürüyen ateş

Bendinden boşanan sel

Gibi akıyorlar

Havaalanı ellerinde

Havalanmaya çalışan

Uçakları yakıyorlar

Alnı ak çıkıyorlar

Böyle bir savaştan

Öte yandan Patnos’dan geliyor Memo’nun sesi

Ve Malazgirt ovasında Sefdin bey

Soluğu kesilmeyen yel gibi esiyor

Deşiyor toprağı atının nalları


ÖZGÜRLÜĞÜ ÖZLEDİM

İbrişimin-ipeğin

Bengisuyun-ak köpüğün

Görkemli güzel ülkesi

Canım Kürdistan

Toprağına kazsınlar mezarımı

Aşkınla örtsünler üzerimi

Ateşe yoldaş kıldım rüzgarı

Toprağa suyu

Gerip yayı

Ereğe saldım

Erdi yerine

Kıvılcım kavda

Demir tavda

Alnımın terine

Gözümün ferine

Verdim çeliğe

Keskin kıldım kılıcımı

Yıldıza kament attım

Saldım damarımı toprağın kanına

Kökümü derinlere sürdüm

Umudumu yarınlara verdim

Kurdum gerçeğe düşümü

Başımı dik tuttum

Varlığı

Darlığı

Zorluğu gördüm

İs tutmadı kara çadır

Fitil işlemedi yarama

Ama yinede

Özledim özgürlüğü

Ölümü öldüm

Yaşadım yaşamı

Gözyaşımı akıttım içime

Nemrutun beynindeki böcek

Dehak’ın omzundaki yılan

Öcümdür benim

“aheste-aheste çıkan”

Acımdır benim

Ve leylanın kesilen memesinden akan

Kandan emzirirken al gülünü devrim

Zin’in kara kuzgun burma saçlarına srılarak

Tırmandığım aydınlığa

Ve değmeye başladı alnıma

Safakta başkaldıran güneş

Ve ağardı yüzü Karacadağın

Botan duruldu

Süphan silsi sisini

Sesini türküledi Dicle-fırat

Murat erdi muradına

GÖZ YAŞIM VAR BU YAĞMURDA

Zilan

Gönlümde dalgalanan

Kanlı ve mahzun bayrak

Sıcak bir aydır haziran

Damarda hızlı dolaşır kan

Zonklar Kürdistanın beyni

Sömüregenin boynu

Bökülür önümüzde

Ve ateşler yakılır doruklarında dağların

Bağların bülbülleri utkuyla şakır

Gün doğarken

Gün batarken

Ahhh

Bu ulusal düğün

Bu kutlu bayram

Uzun sürmedi

Yedizinci ve dokuzuncu kordu

Saldırdı iki kanattan

Ama vermedi

Yerde top/ tüfek / mitralyöz

Havada uçaklar

Ve asker onbinlerce

Oysa bizimkiler günlerce

Yorgun

Ve bir avuç

Kalmışlardır

Erimiştir cephaneleri

Be Seyit Resul

Kadın ve çocuklarla birlikte

İran kesimindeki Celali aşiretine sığınmıştır

Diğerleriyse

Dağların dost doruklarına dönmüşlerdir dövüşerek

Ve düşman Zilan deresinde

İhanetin iblisi Keskoi aşireti

Onların arasında

Kuduz köpek

Uyuz çakal

Kan kokusu almış kut sürüsü saldırıyor

Daldırıyor kızılkanlı elini

Çoluğu-çocuğu

Kızı – gelini

Öldürüyor

Deşiyor karnını gebe kadınların

Ortalık yangın yeri

Toz-duman

Yakılmış yüzlerce köy

Onbeşbin mazlum kırılmış

Ve öte yandan Van gölü

Vatan gölü

Kanıyla bağrında şehitlerin

Kesmiş ala

Ve dağların ardına inmiş gün

Sönmüşl sudaki ışık

Bulut bulanmış

Benimde göz yaşım var bu yağmurda.

CEMŞİT MAR’ın

ARARAT DESTANI adlı kitabından

http://ararat-welat.blogspot.com/



















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder