5 Ekim 2010 Salı

SIMKOYÊ ŞIKAK (İSMAİL AĞA)



Simkoyê Şikak (İsmail ağa) d. 1887? - ö. 26 Temmuz 1930 Uşnu), Kaçar döneminin sonları ve Pehlevi döneminin başlangıcında İran Kürdistanında hakimiyeti sürdürmüş Kürt lideri.
DoğU Kürdistan’ın (iran kürdistanı) Selmas (Şapur) bölgesinde Selmas ve Urmiye'nin güneybatısında Kotur, Mergaver, Bradost ve etrafındaki en büyük aşireti olan Şıkak Aşiretinin reisinin oğlu olarak doğumuştur.
Kürdistan coğrafyası sahip olduğu jeo-stratejik önemden ve geçirdiği siyasal süreçlerden dolayı kesintisiz bir şekilde ayaklanmalara tanıklık etmiştir. Bu mevcut konum ve durum "bölünmüş, parçalanmış ve paylaşılmış" Kürdistan'ın tüm parçaları için geçerlidir.
I. Dünya Savaşı'nda Kürdistan Halkı'nın aldığı darbelere rağmen, 20. yy'ın ilk çeyreğinde; Kuzey Kürdistan'da Koçgiri, Güney Kürdistan'da Şêx Mahmud Berzenci ve Doğu Kürdistan'da da Simko ayaklanmalarının aynı zamanlara denk geldiğini görmekteyiz. O dönemin koşullarında birbirinden bağımsız gelişen bu başkaldırılar, esaretin ve köleliğin dayatıldığı Kürt halkının özgürlük ve kurtuluş için attığı iyi niyetli ve anlamlı adımlardır.

Bir taraftan Emperyalistlerin Ortadoğu üzerindeki menfaatleri ve siyasal, ekonomik politikaları; bir taraftan da bölgedeki şahlık, krallık ve tek partili dönemlerin en gerici ve en ilkel yönetimleri arasında bin türlü sorunla boğuşan Kürt halkının, kendi bağrından çıkardığı bu direnişler, bu kıyamlar elbetteki bizim nazarımızda büyük ve değerli bir tarih, bir geçmiş olarak algılanmalı ve ödenen bunca bedele yüzeysel bir şekilde yaklaşılmamalıdır.
Şikak Aşireti Reisi İsmail Ağa (Simko), 1921 yılında Doğu Kürdistan'da büyük bir ayaklanma başlatmıştı. Önce Asurilere karşı savaşıp, dini liderleri Mar Şamun'u öldürdü. Daha sonra Kürt kuvvetleri saldırıya geçip Urmiye ile Tebriz'in bir kısmı kontrol altına alındı. Ayaklanma bugünkü Türkiye-İran sınırında olduğu için, Türkler ilk etapta ayaklanmanın kendi sınırlarına sıçramasından korkuyorlardı. Ancak o dönemde Yunan-Türkiye savaşı söz konusu olduğu için de elden geldikçe sorun oluşturmayacak şekilde ayaklanmanın Kuzey Kürdistan'a sıçramasını engelleyip en az zararla kurtulmayı amaçlıyorlardı. İran'ın büyük bir orduyla Kürt kuvvetlerine saldırması sonucu Simko Türkiye sınırına çekilmek zorunda kalır.
1921 yılının sonuna doğru önemli Kürt cemiyetlerinde bulunan Kürt aydınları ve önderleri Kürdistan'da genel bir kıyam hazırlığı içine girmişlerdi. Bu konuda Simko'dan da, kendi cephesinden gerekli desteği sunması istenir.
Simko bu dönemde İran'a karşı direnişini sürdürür ve Mehabad'ı ele geçirmeyi hedefler. 6 Ekim 1921'de Simko'nun kayınbiraderi Taha, Mehabad'a saldırır. Simko'nun da desteğiyle kısa sürede kent ele geçirilir. Mehabad'ın ele geçirilmesinden sonra Azerbaycan'da konumlanmış bulunan İran ordusu da saldırıya geçer.
Daha sonra Ezdikan'da ve Toppah'da hükümet güçleri yenilgiye uğratılır ve direniş güçleri tarafından buralar da ele geçirilir. Simko güçlerinin ele geçirdiği yerler Urmiye Gölü'nün batı yakasından, Kuzey Koy'a, güneyde Bane'ye ve Zibar yöresinden Bira-Kapra'ya kadar genişlemiştir.
Direniş güçlerinin geniş bir alana yayılması ve büyük zaferlerin elde edilmesi gerek İran Hükümeti tarafından ve gerekse de Türkiye Hükümeti tarafından endişeyle karşılanır.
Simko'ya göre İran İmparatorluğu'nun dağılması, Doğu Kürdistan'ın kendi bağımsızlığını elde etmesiyle ancak mümkündü. Simko Azerbaycan silahlı kuvvetlerinde Albay Zafer Dowleh'e 1922'de yazdığı mektupta şunları ifade eder: "Kürt aşiretlerinin dörtte biri büyüklüğünde bile olmayan dünyanın küçük uluslarının Alman hükümeti gibi büyük hükümetlerden özerkliklerini elde ettiklerini görüyorsunuz.
Eğer bu büyük Kürt ulusu İran'dan haklarını alamazsa, bu koşullarda yaşamaktansa ölmek daha iyidir. Kaldı ki, İran hükümeti bize haklarımızı verse de vermese de Kürdistan'ı özerk yapacağız."
Simko, Kürdistan koşullarından kaynaklı yalnız başına mücadele etmesinin yeterli olmayacağını düşünerek İngiliz güçleriyle görüşüp onlardan destek almaya çalışır. Ancak Kürdistan tarihinde bilinen bir gerçektir ki; Kürdistan'da ortaya çıkan başkaldırıların bastırılması için yüzyılların kanlı-bıçaklı devletleri, gerektiğinde aynı masaya oturup anlaşmalar yapmışlardır. İngilizlerin, Simko başkaldırısını; gerektiğinde kendi lehlerine kullanmaları ve gerektiğinde de karşı durup bastırmaya çalışmaları da bu tarihi gerçeklik doğrultusunda ele alınmalıdır. İngilizler bu dönemde İran Hükümetiyle işbirliği anlaşması imzaladığı için Simko'ya destek vermezler. Aynı zamanda Türkler Yunanistan'la savaş içinde oldukları için, Simko'yla anlaşıp destek sözü vererek onun kendi sınırlarındaki Kürtler'le işbirliğini önleyip olayı kendi lehlerine çevirmeye çalışmışlardır.
İran, Türkler'in bu desteği çekmeleri için görüşmeler başlatır. Bu görüşmeler sonucunda da bilinen tarihi gerçeklik tekrar tezahür eder ve 25 Ekim 1922'de Türk-İran anlaşması imzalanır.
1922'de İran Hükümeti, Mehabad'ı tekrar ele geçirmek üzere askeri güçlerini Miyandewab'da toplar. Üç ay süren çatışmalar sonrası İran askeri güçleri yenilgiye uğrayıp geri çekilmek zorunda kalır.
İran güçleri ile 25 Temmuz'da Şakaryazı'da gerçekleştirilen çarpışmalarda, uzun bir direnişten sonra İran'ın askeri üstünlüğü sonucu Kürtler yenilgiye uğrar.
İran askeri güçleri burada kazandıkları zaferin ardından Urmiye üzerine saldırıp burayı da tekrar ele geçirirler. Simko'nun karargahı durumunda olan Şerik'e doğru hareket edilir. Türk sınırında bulunan Şerik de İran hükümeti tarafından ele geçirilir ve Türk askerlerinden direnişçilerin sınırdan geçerken silahsızlandırılmaları istenir.
Simko, Kela Reş denilen yerde İran askeri güçlerine saldırır. Ancak askeri yetersizlikten dolayı Sarıtaş Dağı'na sığınmak zorunda kalır. Şiddetli geçen bu çarpışmalar sonucu Simko tutuklanır ve Türkiye'ye sürgün edilir.
Simko hakkında Türk istihbaratı tarafından şunlar belirtilir:
"Kaymakam Özdemir Beye
14.6.338
İstihbarat No.1745
1- Simko zeki bir adamdır. Zekası sayesinde taşıdığı hançeri uygun bir zaman için saklamıştır. Bu adamın kafasında bağımsızlık elde etme düşüncesi yatmaktadır. Onun amacı İran'da etkisi artıncaya kadar ve amacına ulaşıncaya kadar bizimle arasının açılmamasıdır.
2- Simko'nun Kürt aşiretleri içinde etkisinin artması bizim Milli Hükümet'e ters düşer.
Ama şimdilik Simko'yla ilişkilerimizin bozulması çıkarımıza da değildir. Eğer yapabilirseniz Simko'yla Kürt aşiretleri arasında düşmanlık oluşturunuz. Çünkü bu hükümete yapılan büyük bir hizmet olur. Simko aleyhine propaganda yapınız. Onun, İngiliz parasıyla bu hareketi sürdürdüğünü ve kendi öz menfaati ile İngiliz menfaati uğruna harekete başladığı propagandasını halkın içinde yaygın hale getirin.
Cephe Komutanı adıyla
Harp Kurmay Başkanı Basri"
Kürdistan'ın bütün parçalarında halk hiçbir zaman kendisine karşı yapılan zulümlere sessiz kalmamış ve fırsatını bulduğu ilk anda gereken tepkiyi ortaya koymuştur. Simko Türkiye'ye gönderildikten sonra da boş durmamış ve tekrar kaçıp fırsatını bulduğu anda direnişe geçmiştir.
Simko, 1924'te İran'a teslim olmak üzere Türkiye'den kaçtı. İran hükümeti; kendilerine bağlı kalacağına söz vermesi karşılığında Şerik'te oturmasına izin verir. Ancak aradan uzun bir süre geçmeden 1925'te Simko bazı Kürt aşiretleriyle Şahpur Ovası'nı işgal eder. İran askeri güçleri tarafından yenilgiye uğratılır ve Türkiye sınırına yaklaştığında Türk askerleri tarafından kuşatılıp, tutuklanır. 1928'e kadar Irak ve Türkiye'de kalır. 1929'da İran'da tekrar ikametine izin verilir ve Kuçno'ya vali olarak atanır. 1930'da İran askeri güçleri tarafından vahşice katledilir.
Bu gün Kürdistan'ın esaret altında olması ve birden çok ülkenin otoritesi altında olması bu halkın kendi beceriksizliği değildir. Kürdistan Ortadoğu'nun jeopolitik açıdan en önemli noktasında bulunması açısından tarih boyunca tek bir ülkenin sömürgesi değil, dünyada egemen olmaya çalışan birçok süper gücün hedefi haline gelmiştir.
Zaman akıp gitmekte ve yaşananlar bir tarih olmaktadır. Ama Kürdistan halkı ne yenildi, ne de tarih oldu. Bugünkü tüm olumsuzluklara rağmen özünü ve potansiyelini korumaktadır. Her fırsatta Kürt halkının toplumsal yaşamını alt-üst ederek refah ve mutluluk arayanların en son varacakları nokta, , Kürt halkının zalimlerden hakkını alması olacaktır.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder