2 Şubat 2012 Perşembe

AĞRI İSYANI'NINDA SEYİT RIZA'NIN TUTUMU



Türk hükümeti Şeyh Sait isyanını bastırmıştı ama Dersim hattındaki Koçan (Koçlar) aşireti saldırılara başlamıştı. Bu sıralarda Hoybun örgütü, yeni bir Kürtçü ayaklanma çıkartmak için yürüttüğü hazırlıkları tamamlamış ve Ağrı bölgesinde silahlı eylemlere başlamıştı. Ağrı İsyanı diye bilinen bu isyan alevlendiğinde, Seyit Rıza, isyancıları desteklemek için harekete geçti.

İşte o gerçekleri yine Seyit Rıza'nın adamı Baytar Nuri şöyle anlatıyor:

"1925-1926'dan beri Ağrı'da toplanmış olan Kürt kahramanlarının faaliyeti, yukarıda bahsettiğimiz gibi, 1930 yılı iktidalarında daha fazla alevlenmiş ve bütün Kürdistan'ı şamil bir mahiyet almak istidadını haiz bulunmuş olduğunu Dersimli Seyit Rızaya haber vererek bu hareketi desteklemek vacip olduğunu bildirmiştim. Bunun üzerine, Seyit Rıza ve Keçelan aşiretleri 1930 yılı ilkbaharında isyan ederek, Erzurum ve Erzincan mıntıkalarında bulunan Türk kuvvetlerine şiddetle taarruza başladılar. Seyit Rıza'nın bağladığı bu isyan mıntıkası, günden güne genişleniyor ve Türkler için korkunç bir mahiyet alıyordu. Bu sebeple Türk hükümeti, Müşir Fevzi paşayı bu havaliye göndermeğe mecbur kalmıştı. Halbuki, Fevzi paşanın bu memuriyetinin hakiki mahiyeti gizli tutuluyor ve gelen ordunun güya yıllardan beri asker ve vergi vermekten istinkaf eden Plömer ilçesinin Danziğ, Aşkirek ve Harsi köyleri ve civarı halkını kanuna itaata icbar maksadıyla gönderilmiş olduğu ileri sürülüyordu.

(... ) Seyit Rıza, Batı Dersim'den Plömer aşiretlerine külliyetli yardım göndermiş ve Briman, Hayderan, Demnan aşiretleri de yardıma yetişerek, Türklerle işbirliği yapan Kürt milis kuvvetlerine külli telefat verdirmişlerdir. Netice itibarıyla, Türkler pek büyük zayiat vermiş olmalarına rağmen Dersim'e girememişlerdir. Dersim kuvvetleri ise, Erzincan üzerine yaptıkları bir hücumda, bir Türk taburunu muhasara ve imha ve gerek bunların ve gerekse bunlara yardımda bulunmuş olan Türk köylerinin silah, mühimmat ve mevaşisini iğtinam ederek Dersim'e dönmüşlerdir.

Bu başarılar üzerine Balan, Lolan ve Karsan aşiretleri dahi hücuma geçmişler ve Erzincanı tehdide başlamışlardır.
Dersimliler Merh gedigi denilen mevkide külliyetli tahşidat yaptıktan sonra, esir almış oldukları Plömer kaymakamı vasıtasıyla Türk ordusuna bir ültimatum göndererek teslim olmalarını ihtar etmişler ise de, ordu kumandanı Rüştü aldığı yeni takviye kuvvetine güvenerek harekele geçmiş ve Erzincana civar olan Abbasan aşireti köylerini yakmıştır.

27-10-1930 tarihinde Dersim kuvvetleri Türk askeri birliklerine karşı taarruza geçmiş ve kendileri bir kişi bile zayiat vermeden, önemli Türk kuvvetlerini imha etmişlerdir. Bu muharebelerde, on birinci tabur kumandanı Sırrı, bütün muhimmatıyla teslim olmuş ve zaferden ümidi kesen Albay Rüştü istirahat etmek behanesiyle kuvvetlerini geriye çekmiştir.
Ağrı savaşlarından geri dönmekte olan Üçüncü Fırka kumandanı Ömer Halis paşa, 7-11-1930 tarihinde Erzincanda Rüştü kuvvetler ile birleşerek, Dersimlilere karsı taarruza başlamış ve hiç bir netice elde edemeksizin savaşa son vermeğe mecbur kalmıştır.

Kışın basması, Dersimlilerin en çetin tehassungahlara sığınması, şiddetli soğukların hüküm sürmesi ve Dersim kuvvetlerinin mükemmel mukavemeti karşısında aciz kalan Halis paşa orduları, savaşı terke ve ilkbaharda yeni harp hazırlıklarına başlamak bahanesiyle geri çekilmeğe mecbur kalmışlardır."

Kaynakça
Kitap: DERSİM İSYANLARI VE SEYİT RİZA GERÇEĞİ
Yazar: Rıza Zelyut

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder