15 Kasım 2010 Pazartesi

Nihat Gültekin: ihsan nuri paşa (1893 – 1976)

İhsan Nuri Paşa’nın ismi anılınca kuşkusuz akla gelen ilk şey Ağrı İsyanı ve direnişidir. Direnişin ve isyanın askeri komutanı ve lideridir. Paşalık unvanı da Kürtler tarafından kendisine verilmiştir.



İhsan Nuri Paşa gücünü ne mensubu olduğu aşiretten ne de dini bir otoriteden almaktadır. O’nu diğer Kürt şahsiyetlerinden ayıran en önemli yönü, her şeyden önce Osmanlı ordusunun eğitimli bir subayı oluşudur. Yine farklı bir diğer yönü de Kürt meselesini, bölgesel veya aşiretsel sınırlara hapsetmeden, ulusal bir çerçevede ele almış bilinçli, ilkeli bir dava ve örgüt insanı olduğudur. Yaşamının büyük bir bölümünü savaş alanlarında geçiren, yine defalarca yaralar almış önemli bir askeri yöneticidir. Fakat bunun yanında aydın, yazar ve diplomat kişiliğiyle de tanınır.

İhsan Nuri Paşa, 1893’te Bitlis’te doğar. Cibranlı Kürt aşiretinin ileri gelen ailelerindendir. İlköğretimini Bitlis’te tamamlar. Erzincan’daki askeri rüştiye mektebinin ardından İstanbul’daki Harp Okulu’nda yüksek öğrenim görür. 1910 yılında, 17 yaşında teğmen olarak harbiyeden mezun olur. Artık Osmanlı ordusunun genç bir subayıdır. Arnavutluk’taki kurtuluş hareketini bastırmak için görevlendirilir. Daha sonra Arabistan cephesine yollanır, Yemen’de 33 ay görevli kalır. Mehmed Uzun, ‘Siya Evînê’ (Yitik Bir Aşkın Gölgesinde) adlı kitabında, Paşa’nın yaşamının bu kesitini şöyle özetliyor: “Cibrili İhsan Nuri Bey. Bitlis’in eski mahallesi Ali Koli’de geçen güzel bir çocukluk, İstanbul ‘Harbiye’de, askeri okulda uçarı günleri ve Kürt davasıyla tanışma, özgürlük için beslenen umutlar…”

İ. Nuri Paşa’nın Kürt milli duyguların yoğun yaşadığı bir aileden geldiği bilinmektedir. Ancak yaşamındaki asıl değişim, İstanbul’a gelişiyle başlar. Yaşamını derinden etkileyen, düşüncelerinin şekillenmesini sağlayan birçok şahsiyetle burada tanışır, birçok tarihi kaynağı ve kitabı burada okuma fırsatı bulur. 1. Dünya Harbi’nin durmasından sonra, merkezi İstanbul’da olan KürdistanTeali Cemiyeti ile ilişkiye geçer. İ. Nuri Paşa, 1919’da Osmanlı merkezi idaresine karşı başkaldırı örgütleyen ve Yunanlılara karşı savaş içerisinde olan subaylarla bir komitede yer alır ve kendisi bu komitenin sekreterliğini üstlenir... Ardından, 9. Ordu komutanı olan Rüştü Paşa’nın emriyle, Kızıl Ordu yetkilileriyle görüşmek üzere yanında bir grup askerle birlikte Bakû’ye yollanır. Kızıl Ordu mensuplarıyla görüşme sağladıktan sonra, tekrar 9. Ordu’nun saflarına katılır. Burada Ermenilere karşı verilmekte olan savaşta yaralanır. Sarıkamış’ta tedavi gördüğü dönemde Kürdistan’ın kurtuluşu ve geleceği için Osmanlı ordusundan ayrılan ve durumdan hoşnut olmayan subay ve askerlerle ilişkiye geçip bir teşkilatlanma yaratmak ister. Ardından hakkında tahkikat açılır, divanı harbe verilir ve aklanır.

Ermenilerle yapılan antlaşmadan sonra, İhsan Nuri Paşa, Osmanlı-İran sınırında bulunan Bazîd şehrindeki birliğin başına atanır. Musul sorunu patlak verince, Diyarbakır vilayetine bağlı Beşiri’deki birliklerin başına atanır. Burada görev yaptığı dönemde Kürdistan’ın kurtuluşu için Kürt subaylar ve Kürt ileri gelen insanlarıyla bir teşkilatlanma içerisine girer. Ve Elkê’de (Beytüşşebab) ayaklanma hareketini başlatır. Ayaklanma geçici bir yenilgi yaşar. Ayaklanmada yer alan Eli Rıza Beg yakalanır, Xurşît Begê Hertoşî, Zaxo’ya kaçar, İhsan Nuri Paşa da yanında bir grup arkadaşıyla birlikte Siirt-Diyarbakır yolunu takip ederek o dönem Fransızların hakimiyetindeki Güneybatı Kürdistan’a geçer ve oradan da Güney Kürdistan’daki Şengal bölgesine ulaşır. Şengal’de İngilizler, Sıdıq Paşayê Qadrîyî devreye sokarak kendisine çalışma teklif ederler. İhsan Nuri bu teklifi kabul etmez ve onlara şu cevabı verir; “Ben Kürdistan’ın bağımsızlığı için mücadele vermek istiyorum. Irak ordusunda yer alarak İngilizlerin kucağına girmek için değil.”

Şeyh Sait isyanına destek için İhsan Nuri Paşa ve arkadaşları önce İran’a ardından Türkiye’ye geçerler. Milli aşiretine konuk olurlar. Ne var ki onlar varıncaya kadar isyan yenilgiyle sonuçlanmış ve isyanın lider kadrosu tutuklanmıştır. Bunun üzerine Şıkak bölgesinde Sımko Ağa’nın yanına giderler. İ. Nuri Paşa’nin yakın dostu ve yoldaşı Rasim Bey Şıkaklılar tarafından öldürülür. Bu arada Sımko İran güçlerine yenilir ve Irak’a kaçmak zorunda kalır. İ. N. Paşa da İran yetkililerine teslim olur. Onu Zencan kentine götürürler. Burada bir süre gözetim altında tutulur. Buradan, bir fırsatını bulur ve gizlice Xoy kentine gider. İran Kürtlerinden Hasan Sıtkı Hayderi’nin evine sığınır.

Ağrı direnişi başladığında, İhsan Nuri Paşa İran’dadır. Olaylar onun dışında başlamıştır. Kendisi daha sonra müdahil olmuştur. Ağrı hareketinin ilk kıvılcımını Celali aşiretinin Hesse Sori ailesinden olan ve halk arasında Bro Heski Tellî olarak tanınan İbrahim Ağa başlatmıştır. Devletin sürgün politikasından dolayı Bro Heski Tellî teslim olmaz ve yakınları ile Ağrı Dağı’na çıkar. İsyan alevleri 1926 yılında Ağrı Dağı’nda yeniden yükselir.

Direniş, Xoybûn’un örgütleme faaliyetlerini doğrudan ele alması ve İ. N. Paşa’yı -askeri temsilci- sıfatıyla atamasıyla biçim değiştirir. İ. N. Paşa, 1927 yılında yanında 20 kişilik savaşçıyla birlikte ve Xoybûn Ccmiyetinin kararıyla yeniden Kuzey Kürdistan’a döner. Amaçları örgütlü bir gerilla savaşını adım adım tüm Kürdistan’a yaymaktır.

Bir yandan askeri faaliyetleri yeniden örgütleyen İhsan Nuri öte yandan başbakanıyla, bakanlarıyla, bayrağıyla, ordusuyla, gazetesiyle Ağrı’da fiili bir devlet örgütlenmesi yaratır. Bro Heski Tellî’nin başkanlığında çeşitli sivil yönetim organları oluşturulur. Çok kısıtlı imkanlarla ‘Agrî’ adıyla gazete çıkartılır. Bir telsiz sistemi kurulur. Ağrı zirvesine üç renkli Kürt bayrağı dikilir. Türkiye-İran sınırı yakınındaki Türkmen isimli köyün adını ‘Kurdawa’ olarak değiştirip ve burayı bağımsız Kürdistan başkenti ilan ederler. Ağrı’ya ve ilçelerine Bağımsız Kürt Hükümeti’ni temsilen vali ve kaymakam atarlar. Bu çalışmalar yapılırken çarpışmalar da giderek şiddetleniyordu. Türk Hükümeti İhsan Nuri Paşa’nın hareket liderliğini ele geçirmesinden oldukça tedirgin oluyordu. Çünkü onun yeteneklerini yakından biliyordu. Bu nedenle askeri önlemler daha bir titizlikle sürdürülür...

Hükümet askeri yöntemlerle başarı sağlayamayınca, ‘barışçı yöntemler’ devreye sokar. Meclisin oluşturduğu ‘uzlaşma’ komisyonunu bölgeye gönderir. Komisyon hükümetin isyancılar için genel af ilan edeceğini, İhsan Nuri Paşa için devlet yönetiminde yüksek bir mevki verileceği vaadinde bulunur. Türk heyetine ve sözcüsü İbrahim Tali Bey’e İhsan Nuri Paşa şöyle cevap verir: “Benim yurdum burası ve hiçbir ihtiyacım yok. Devletin vereceği sözlere güvenmiyorum. Ben Xoybûn askeri lideri ve Kürt silahlı kuvvetlerinin genel kumandanıyım. Bu görevde Xoybûn’un emriyle bulunuyorum ve Xoybûn’un mensubu olmaktan şeref duyuyorum. Görevim Türkiye’nin, Kürdistan’ın bağımsızlığını tanımasına ve onun ordularından boşaltmasına dek savaşı yürütmektir. Çözümlenecek sorun şahsi bir sorun olmayıp ulusal bir sorundur.”

Bundan sonra çarpışmalar daha da şiddetlenir. 1930 yılının başlarında kuzeydoğu Kürt illerinin önemli bir bölümü isyancıların elindeydi. Aynı yılın ortalarından itibaren hükümet güçleri büyük bir hava ve kara harekatı başlatırlar. Diğer yandan geliştirilen diplomatik girişimler sonucunda Ağrı savaşçıları kıskaca alınır. Hükümetin başlattığı büyük saldırı, Sovyet Rusya’nın Türkiye’yi desteklemesi ve Türkiye ile İran arasında yapılan diplomatik manevralar isyanın sonunu getirir. İki ülke arasında bir sınır düzenlemesi yapılarak Van’ın bir bölümü İran’a verilip, Küçük Ağrı Dağı Türkiye sınırları içine alınır. Böylece isyancılara İran yolu kapanmış olur. Aynı tarihlerde İran’ın kendi tarafında başlattığı askeri harekat sonucunda, 1930 Eylül’ünde bölge tamamen hükümet güçlerinin kontrolüne girer. Daha sonra da Adana Ağır cCza Mahkemesi’nde yapılan yargılamalarda 34 kişi idam cezasına çarptırılır.

İhsan Nuri Paşa bazı arkadaşlarıyla birlikte yenilgiden sonra İran’a geçer. Bir müddet sonra oradan Suriye’ye geçtiğini görüyoruz. Bu tarihlerde (1930) Suriye, Fransız mandası altındadır. Fransız nüfuzunda bulunan Beyrut’a yerleşmesine izin verilir. İ. N. Paşa ve beş arkadaşı bir süre burada kalırlar. Ancak daha sonra tekrar İran’a geçer. Yıllarca İran sömürgecilerinin baskı ve zulmünü ailesi, Yaşar Hanım ile birlikte iliklerine kadar hisseder. Kendisiyle görüşme İran sömürgecilerince izine bağlanır, evi sürekli kontrol altında kalır.

***

İhsan Nuri Paşa’nın belirgin bir özelliği, okuma yazmaya önem veren entelektüel kişiliğidir. Eğitimli bir asker, ulusal bir lider olduğu kadar o aynı zamanda kalemi güçlü bir yazardır da. Ulusal bir lider olarak diplomatik ve askeri alanda mücadeleyi sürdürürken, basın yayının, kültürel etkinliğin daha özcesi kalemin gücünü kullanmayı ihmal etmemiştir. ‘Jîn’ dergisinde Kürt tarihi ve kültürü üzerine makaleler yazmaya başlar. Bu makalelerden biri ‘Wilson İlkeleri ve Kürtler’ başlığını taşıyordu. Ağrı Hareketi’nin devam ettiği sırada, Ağrı doruklarında Kürtçe olarak ‘Agrî’ ve ‘Gaziya Welat’ isimli iki gazete çıkartır. Bu gazetelerde Cemşid imzasıyla yazılar yazar. Kürtlerin kökeni üzerine değerli bir araştırma yapar. Ağrı Dağı isyanı üzerine bir kitap kaleme alır ve yaşamını yazar.

‘Ağrı Dağı İsyanı’ ve ‘Kürtlerin Kökeni’ kitaplarını kaleme alan İ. N. Paşa, “Amacım Kürt ve Kürdistan tarihi yazmak olmayıp varlığı diğer ırklar nezdinde yok sayılmak üzere kararlaştırılan İrani kökenden bir topluma hizmetim söz konusudur. Hem de bu çilekeş büyük ulusun İrani kökeninin şanından yoksun oluşuna engel olmaya ve onları tanıtmaya gayret edeceğim” diyor.

18 Mart 1976’da Tahran’daki evinin yakınında bir caddede karşıdan karşıya geçerken, kendisine bir motosikletli çarpar ve ağır yaralanır. ‘Kazanın’ meydana geliş şekli oldukça şaibelidir. Hastaneye kaldırılır. Efsanevi gerilla lideri 7 gün boyunca komada yaşam savaşı verir ve nihayet 25 Mart 1976’da sabah saat 6’da, Kürt halkı arasından göçer. Kürt yurtseverlerinin Savak’ın baskısı altında zor bela katılabildikleri sembolik bir cenaze töreniyle, Tahran’ın ‘Behşeti Zehra’ kabristanında toprağa verilir. Mezarının bulunduğu yer 9/58, 12 numaradır. Bazı Kürt çevreleri Paşanın ölümünün sıradan bir kazadan çok, planlı bir suikast sonucu olduğu inancındadır. Günümüzde Kürt gençleri tarafından Agirî eteklerinde İhsan Nuri adı yaşatılmaya çalışılmaktadır.

***

Kaynakça:

1. İhsan Nuri Paşa, Ağrı Dağı İsyanı, Med Yay.
2. M. Kalman, Ağrı Direnişi (1926-1930), Peri Yay.
3. Yılmaz Çamlıbel, Biro Romana Serhildana Agiriyê, Deng Yay.
4. Y. Çamlıbel, Serhildana Çiyayê Agriyê, Deng Yay.
5. Kemal Süphandağ, Ağrı Direnişi ve Haydaranlılar, Fırat Yay.
7. H. Hişyar Serdî, Görüş ve Anılarım, Med Yay.
8. Mehmed Uzun, Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Belge Yay.
9. Rohat Alakom, Hoybun Örgütü ve Ağrı Ayaklanması, Avesta Yay.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder