14 Kasım 2010 Pazar

AĞRI SAVAŞÇILARININ BİR KISMI (1926 1932)

AĞRI SAVAŞÇILARININ BİR KISMI (1926 1932)

XALIS BEG: sîpkî aşiretinin lideri Aptulmecit beg’in oğludur.
Çevrede zenginliği ve yurtseverleri ile tanınan bu ailede sürgüne yollanmıştı.
Ağrı savaşlarının başlaması üzerine , Xalis beg bazı akrabalarıyla kaçıp Ağrı’ya gitti.
Bilgi, donanım ve becerisiyle harekete değerli hizmetlerde bulundu.
Xalis beg, Ağrı Kürt cumhuriyetinin Beyazıt valisi ve Ağrı savaş konseyi üyesiydi.

Savaşın kaybedilmesi üzerine, oda iran’a geçti.
Daha sonra yeniden türkiyeye döndü.
1950 ve 54 yıllarında yapılan genel seçimlerde, demokrat partiden iki dönem Ağrı milletvekili seçildi.
Xalis beg 24 eylül 1977 tarihinde vefat etti ve Ağrı’nın Tutak ilçesinde aile mezarlığında defnedildi.

başka bir kaynağa göre Xalis Beg:

Halis Öztürk (Şipkanlı Halis Bey, d. 1889 - ö. 24 Eylül 1977), Kürt siyasetçi.

Ağrı'nın Tutak ilçesinde Şıpkan (Şıpki) aşiret reislerinden ve Hamidiye Alayları'nın komutanlarından Abdülmecid Bey'in oğlu olarak dünyaya geldi. Çiftçilikle uğraştıktan sonra Ağrı ayaklanmaları sırasında etkin rolü oynadı. Mehmet Ali Kışlalı'nın aktardığına göre, Halis Bey Ağrı ayaklanmalarını başlatanlardan biri olup bir ara tutuklanıp Erzurum'dan Trabzon'a götürüldüğü sırada kaçtığını belirten kaynaklar vardır.[2] Türkiye Cumhuriyeti hükûmeti ile yapılan barış görüşmesine Ağrı Cumhuriyeti'nin delegesi olarak katıldı. Ağrı İsyanı'nın bastırılmasından sonra İran'a geçti.

Daha sonra aftan yararanarak Türkiye'ye döndü. 9., 10. ve 11. olmak üzere üç dönemde Demokrat Parti'den Ağrı milletvekili seçildi.[3]

27 Mayıs Darbesi'nden sonra tutuklanarak Yassıada'ya sürüldü ve yargılandı. Türkçesi çok az olduğu için duruşmalarda Kürtçe/Türkçe karışımı ifade verdi. Anayasa'yı tağyir ve ihlâl ettikleri ve ayaklar altına aldıklarına dair suçlamalarına karşın Vallahi hâkim bey Anayasa'nın ayaklarımızın altında olduğunu bilseydim hiç çiğner miydim ? diye yanıtladı. Yassıada Yüksek Adalet Divanı'nca Anayasayı çiğnediği gerekçesiyle 10 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Yassıada ve Kayseri hapishanesinde kaldığı dönemin koğuş arkadaşı Abdülmelik Fırat, Fırat Mahzun Akar adlı anılarında Halis Öztürk'ün çok zeki ve espirili bir kişiliğe sahip olduğu yazmaktadır.[4] Yassıada'nın canlı tanıklarından Samet Ağaoğlu, Marmara'da Bir Ada adlı eserinde Halis Öztürk'ün başkanın küçültücü bütün sorularını şivesi kadar tatlı espirileri ile karşıladığını yazmaktadır.[5] 24 Eylül 1977'de öldü.

Üç eşi, 13 kızı ve 7 oğlu vardır.[3]


Aşağıdaki ağıt Xalis beg üzerine yakılmıştır:

Sabahtır savaş başladı, dağdan dağa
Rom askeri sarmış, Xanım’ın babası
Sêrxûnların koçyiğidi Xalıs beg’in siperini.
Xalıs beg haykırdı
Ehmed oğlum, yiğit ol, yiğitçe çarpış
Zalimdir kara Rom’un askeri
Kesmiş Murat nehri’nin geçiş yerini
Hele bir bak, akşamdan beri
Kurutmuş damlarımızın, yiğitlerimizin kökünü
Ateş düşün ocağına korkak Rom’un
Nasıl kurnazca sarıyorlar Xanım’ın babasının siperini
Kaçak gülü xanım’ın, hey ben öleyim

Evet yiğidim, sabah yine başladı savaş
Mîrim, Viran Bane’de, dağın yamaçlarında
Yok mudur bir hayır, hasenat sahibi
Haber ulaştırsın sürgündeki (babam) Evdilmecit beg’e
Evi yıkılasıca, desin
Gaddar bir yara almış, sağ eline, parmaklarına.




ŞÊX EBDILQADIR:
Saka aşireti reisidir. Yürede, zenginliği, cömerliği ve dinsel gücüyle saygı gören bir insandı.

Saka aşiretinin yarısı Türkiyede, yarısı da İran sınırları içinde yaşıyordu.
Şêx, iran kesiminde ikamet ediyordu.
Türk devleti, Kürt aşiretlerin birleşip kendisine baş kaldırmaması için, sürekli olarak aşiretler arasına sokan bir politika izliyordu.
Türk devleti, Saka aşiretini bu amaçla kullanmak için, Aladağ yaylası’nda bir yaylak ile Ağrı eteklerinde Ortıli köyünü Şêx Evdılqadır’a vermişti.
Ama Şêx, devletin kendisinden istediği şeyleri tam olarak yerine getirmiyor, aksine Ağrı direnişçilerine destek veriyordu.
Bunun için türk ordusu, 1927 yılında Saka aşiretine saldırdı.
Şêx Evdılqadır tüm aşiretiyle birlikte önce iran’a, ordan da Ağrı’ya geçti ve fiilen savaşa katıldı.
Şêxın çağrısı üzerine birçok insan , Ağrı’ya gidip savaşa katıldı ve Ağrı ulusal başkaldırısı, daga güçlü hale geldi.

Şêx Evdılqadır, Ağrı savaş konseyi’nin üyesi, Ağrı’da kurulan Mahkemeninde başkanıydı.
Mahkemenin 6 üyesi vardı.
Mahkeme kararları İslam hukukuna, Kürt örf adetlerine göre veriliyordu.

Savaşın yenilgiyle bitmesi üzerine Şêx Evdılqadır, yeniden İran’a gitti.
1946 yılında ilan edilen Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin kurucuları arasında yer aldı.
1947 yılında,doğu Kürdistan’ın (İran) mako şehrinde vefat etti ve orada defnedildi.



SEYÎTXANÊ KERR: aslen Muşludur. Ama ailece Erzurum’un Karayazı ilçesine göç etmişlerdi.
Siyitxan, Seyîdî aşiretine mensup namlı bir Kürt kahramanıdır.
Kulakları iyi duymadığı için kendisine Seyitxanê kerr (sağır seyithan) deniliyordu.
Şêx Said harekatında’da yer almış bir savaşçıdır.
Yenilgi üzerine, Suriye’ye geçti. Ağrı savaşının başlaması üzerine, arkadaşlarıyla birlikte, Ağrı’ya gidip savaşa katıldı.

Bu savaşta çok büyük kahramanlıklar gösterdi.
Oda bilgi, beceri ve kahramanlığıyla, tıpkı, Şêx Zahar, Ferzende, Reşoyê Sılo gibi, Kürt halkı içinde gerçek bir efsane oldu.

Ağrı yenilgisinden sonra, oda emrindeki savaşçılarla birlikte, Türkiye ile iran sınırlarındaki dağlara çekildi.
1932 yılının son baharına kadar, iki devletle sürekli savaş içinde oldu.

1932 yılında, Kevirê Şamîya mıntıkasında Türk ordusuyla girdiği son savaşta, tüm arkadaşlarıyla birlikte şehit oldu.

Seyîtxanê Kerr üzerine yakılmış çok sayıda ağıt bulunmaktadır. Bunlardan birini, örnek alarak sizlere sunmak istiyorum.

Bu şarkıda, Seyîtxan ve arkadaşlarından Elîcan ve Feyzo’nun yaptığı kahramanlıklar ile bazı Kürtlerin ihanetlerinden bahs ediliyor.

Ah anam, bir savaş açıldı başımıza
Muş dağında, dağın yamacında
Mihemed Reşit’in babası
Kekê Melik’in tüfeği tüfeği gümüşten ve altındandır
Elican haykırdı: ‘Seyitxan’ dedi
‘hele şu feyzo’ya bak
Eba Muslim arslanı gibi düşmüş öne
Salavat getiriyor peygambere
Piyade ve süvarilerin yakarışları yükseliyor Arş-ı Ekber ‘e’

Ah bana, eyvah bana
Şu dünya dünyada sağ durdukça
Mıhemed Reşid’in babasının gamı
Yatıp duracak içimde

Bir savaşa tutuştuk bostankale’de
Sopsoğuk Muş dağında
Hain Xulusi Muş’a gitti, kaymakama
‘bana üç yüz latini
Dört yüz de intibati asker ver’
Seyitxan’ı takibe çıkacağım
Alıp getireceğim sana onu’

‘sana üç yüz latini
Dört yüz inzibati adam
Veremem’ dedi kaymakam
‘yaman adamdır Ûsıvê Seydo’ giller
Kırıp geçerler bizleri
Sonra ne derim kolorduya

Seyitxan Elican’a döndü:
‘Vurun Elican, vurun
Rom’a iltifat etmeyin
Yüzbaşıların, binbaşıların kafasını vurun
Onlara asla aman vermeyin’

Ah aban, eyvah bana
Şu dünyada sağ durdukça
Mıhemed Reşid’in babasının gamı
Yatıp duracak içimde.




MIRDÊSÎ XANIM: Broyê Hesikê Telî’nin annesidir, 110 yaşındaki bu yaşlı kadın,
Oğul ve torunlarıyla birlikte savaş alanındaydı.
1928 yılında meydana gelen bir uçak saldırısında,
Göğsünden aldığı bir şarapnel sonucu yaralandı.
Kendisini ziyarete giden İhsan Nuri Paşa’ya ‘OĞUL, BEN OLDUKÇA YAŞLI BİR KADINIM.
BU YARA YÜZÜNDEN ÇOK YAŞAMAYACAĞIMI BİLİYORUM.
ALLAH’IMA BİNLERCE ŞÜKÜR OLSUNKİ, KÜRT HALKI İÇİN ÖLÜYORUM.’
Diyen bu yaşlı kadın, birkaç gün sonra, hayata gözlerini yumdu.


SÊVDÎN BEG:
Hesenan aşiretinin reisi Fetullah beg'in oğludur.
O da Kürt ordusu içinde saygı gören bir tim komutanıydı.

RESÛLKÊ:
Sakî aşiretine mensuptur.
Savaşın ilk gününden itibaren, Biroyê Hesikê Têlî'nin yanına giden savşçılardan biridir.
6 yıl boyunca savaş içinde etkin görevlerde bulundu.
Yenilgiden sonra önce iran'a geçti, daha sonra Bayazıt'a geri döndü.
1962 ylında Bayazıt'ta yaşamını yitirdi.



SEYÎD RESÛLÊ BERZENCÎ :
Erçiş'lidir. Xoybûn örgütünün ve Ağrı savaş konseyinin üyesidir.
Ailesi ve Aşiretiyle birlikte savaşa katıldı.
özellikle Gelîyê Zîlan savaşının en büyük yükünü omuzladı.

Seyîd Resûl'un emrinde savaşan namlı komutanlar şunlardır:

XALID BEG
HÛSÊN AXA
MÛSA LEZGÎ
ZAZO AXA
LEZGÎNÊ SILO
ELÎ AKSÛ

Bu komutanların hepsi Erçişlidir ve Berzenci aşiretine mensupturlar.
Özellikle Geliyê Zîlan savaşında sergiledikleri başarı, beceri ve cesaretleriyle, Kürt ordusu içinde büyük saygı gören kahramanlar haline geldiler.
Türk ordusununda korkulu rüyası oldular.


HESEN EFENDİ:
Xoybûn örgütünün üyesi olan bu Kürt aydını, Ağrı Kürt Cumhuriyetinin Ortilî nahiyesi müdürlüğüne atanmıştı

OMER AXA:
Bılxikî aşiretinin reisidir.
Xoybûn'un üyesi olan bu saygın insan, Ağrı Kürt Cumhuriyetinin Qorxan kaymakamlığı görevine atanmıştı.

MELA HUSÊN:
Vanlıdır, Kelturî aşiretine mensup bir din alimidir.
Xoybûn örgütünün üyesidir.
Ağrı Kürt Cumhuriyetinin Aralık kaymakamlığı görevini yürütmüştür.

EHMEDÊ HECÎ BIRO:
Jîrkî aşiretine mensup bir tim komutanıdır.
1930 yılında bir savaşta 27 kişilik birliğiyle Türk ordusuna esir düştü.
Arkadaşlarıyla birlikte, kurşunlanarak öldürüldüler.

ELÎYÊ ÛNIS:
O da Şêx Said efendinin savaşçılarından biridir.
Bu savaşın bitiminden sonra, başlayan Ağrı savaşınada katıldı.
Emrindeki timle, özellikle Siirt ve Garzan civarında savaşıyordu.

ŞÊX EVDIREHMAN:
Garısî aşiretine mensup bir tim komutanıdır.
Özellikle Cizîra Bota yöresinde savaşmıştır.

ŞÊX FEXRÎ:
Timiyle birlikte, Diyarbakır ve Silvan bölgesinde savaştılar.
Timinde bulunan 18 kişi ile birlikte Düştüğü pusuda şehit edildiler.

CELÎLÊ ELO: Iğdır'ın Pirali köyündendir

ELÎYÊ ÛSIV: Iğdır'lıdır, Keskoyî aşiretine mensuptur

BIROYÊ RINDO: Iğdır'lıdır Keskoyî aşiretine mensuptur.
Bu üç hemşeri, aynı tim içinde savaşıyordu.


ÛSIVÊ EVDAL AXA: Kor Hüseyin Paşa'nın damadıdır.
İran'da bulunan Xelıkan aşiretindendir.
Xoybûn örgütünün üyesidir.
Tanınmış bir Kürt politikacısıydı.
İhsan Nuri Paşa ile İran devleti arasındaki ilişkileri düzenleyip yürütmekten sorumluydu.


ELÎ RIZA BEG: Hakkari'lidir. Mılli aşiretinin reisidir.
Ağrı isyanlarında tim komutanıydı

MEHMÛD AXA: Heyderî aşireti reislerindendir. Tim komutanıdır.

EDOYÊ EZÎZ
EHMEDÊ XECÊ
BIRO

yukarıda adları yazılı üç Heyderî savaşçısı, Mehmûd axa'nın timinde görev yapıyordu.


SERHING ÎBRAHÎM AXA: Sîpkî aşiretinin reisidir. Oda namlı bir tim komutanıydı.
Geliyê Zîlan savaşında timiyle beraber şehit oldu.

ELÎYÊ HECÎ MISTEFA: Tim komutanıdır

ELÎKÊ EHMED

MIHOYÊ XEMLIKÎ

Bu iki kişi Elîyê Hecî Mistefa'nın timinde görev yapıyorlardı.
Meydana gelen bir çatışmada, Elî ve Miho, Türk ordusuna esir düştü.
Mahkeme karara ile idam edildiler.
Elîkê Ehmed ise bir savaşta şehit oldu.


OSMAN

EBÛBEKIR

BURHAN: Aynı Tim içinde savaşan bu üç kardeş, Emin Paşa'nın oğullarıdır.
Osman ve Ebubekir, savaş içinde öldüler.
Küçük kardeşleri olan Burhan sağ olarak İran'a geçti.



ŞÊX RIZA: Muş'ludur. Bir savaşta Türk ordusuna esir düştü.
Türk komutan, onu yanan tandıra atarak öldürdü.

HUSÊNE CAFER: Vartoludur. Xormek aşiretindendir.

FERZENDE

XELÎL: Bu iki Kardeşde Vartoludur. Xormak aşiretinin reisinin oğullarıdırlar.

ZAZA HUSO: Harput, Palu , Çapakçur yöresinde savaşan namlı bir tim komutanıdır.



YAŞAR HANIM (XANIM)

Agri ayaklanmasinda one cikan bir diger kadin ise Yasar Hanim'dir. Ayaklanmanin onderlerinden Ihsan Nuri Bey'in esi olan Yasar Hanim, hem askeri hem de diplomatik alanda faaliyetlerde bulunarak ayaklanmanin zeminine ve olusumuna katildi. Isyan surerken tutuklandi ve o sirada ayaklanmayi yuruten Ihsan Bey'e bu yolla ulasilmaya calisildi. Suren pazarliklarin ardindan bir af cikarildi ve Yasar Hanim serbest birakildi. Once Halep'e, oradan da Iran'da bulunan Kurt bolgesine gidip ardindan Agri'ya dondu ve ayaklanmaya katildi.




Reso (Resoye Gopalan), Ferzê'nin şagirt'ı (öğrencisi), Evdalê Zeynikê geleneğinden bir dengbej.

Reso 1890 yılında Karaçoban'nın Gopalan (Türkçe: Kopal) köyünde dünyaya gelmiştir. Aile'si Erivan muhacırlarındandır. Reso okul yüzü görmemiştir. Genç yaşta Gopalan ve çevre köylerde çobanlık yaparak ailesinin geçimini sağlamıştır. Bu bölge'de yaşayan Dengbêj Sîno'dan dengbej'lik dersi almış, Kilam söylemeyi öğrenmiştir. Reso gençliğinde hep köyden köye göçetmiştir[1]. Gopalan'dan Bulanık'ın Xêrgis köyüne yerleşmiştir. Bu esna Serhat bölgesinin divan sahibi dengbejlerden Malazgirtli Ferzê'den çok etkilenir, onun ve Evdalê Zeynikê'nin kilamlarını seslendirmeye başlar. Ferzê'nin kilamlarındaki "Kürtler’in yaşamına, inançlarına, değerlerine, kahramanlık öykülerine ilişkin halk motifleri Reso’nun dikkatinden kaçmayacak, kendisinde var olan cevheri daha bilinçli işleme yollarını arayacaktır"[2]. Buda Reso'yu aslında diğer dengbejlerden ayıran bir kişisel özelik olarak onun sanâtının bir parçası olacaktır. Reso'nun kilamlarında O'ndan sonra gelen degbejlerin kulanmaktan çekindiği, ve dengbejlik geleneğinin coğrafî ve kültürel yelpazesinin daralmasına neden olan, bütün motifler vardır. Reso, gerçek anlamda bir destan şairi ve dolayısıyla dengbej idi. Kulik û Kerr, Memê Alan, Cebelîkê Lawê Mîrê Hekkarîyê, Sîyabend û Xecê gibi birçok Kürt destan ve halk hikâyelerini ezbere biliyor ve her birini kendisine özgü bir ezgiyle söylerdi."[2]. Reso 1930lu yılarda patlak veren Ağrı İsyanına katılır ve isyan bastırıldıkta sonra bir süre için Suriye'ye kaçmak zorunda kalır. Döndükten sonra artık Kürtler arasında sayılan ve sevilen biridir. Sanatçı'nın iki adet amatürce doldurulmuş kaseti vardır. Üç defa evlenmiş ve on'dan fazla çoçuğu vardır. Hayatının büyük bir bölümünü Erzurum-Muş ekseninde geçiren Reso, sonradan Adapazarı'na, oradanda Denizli'ye göçer. Buralarda açlık ve sefalet içinde yaşar. 1977'de köyüne geri döner ve üç yıl sonrada rahmetine kavuşur.


Hedê (Emîne) Şêx Evdirrehman'ın karısıdr.
Tanınmış bir kadın savaşçıdır.
Hedê’de, savaştan sağ kurtulan ender savaşçılardan biridir.
1998 yılında ölen Hedê, Ağrı Dağı’nın eteklerinde bulunan Hasanhan (hesexan) köyü mezarlığına, kocasının yanına gömüldü.

Aşağıdaki şarkının adı “lê lê Hedê”dir.
Bu şarkı, Şêx Evdırrehman’ın karısı Emine üzerine yakılmıştır.
Ağrı ulusal ordusu’nun dağılma sürecine girdiği bir dönemde, Kürt ordusuyla iran ordusu arasında meydana gelen savaş üzerine söylenmiş bir şarkıdır:

Hey Hedê, garibanım, bir savaş çıktı başımıza
Newêr gölü’nde, şu iran’ın sınırında
Anam, garip anam sabahtır
Baktım Şêx Zahır etrafa dürbünle bakıyor
Serhad diyarının karı tutmuş dört bir yanımızı
Kaybolmuş memleketin yolları kar altında
Şêx Zahır bağırıp duruyordu: “ Evdırehman” diyordu
“Sana, “önümüzü askerler tutmuş’ demedimmi ?
Toplar, Tüfekler, hafif makineliler
Hey bre kardeş, üç nizami asker taburu
Sarmış çepeçevre etrafımızı
Nasıl olurda kimse olmaz Şêx Elî’ye haber verecek
Şêx Zahır’ı ağır yaralamışlar
Yarası derindir kardeşimin, çaresizdir”

Hey Hedê, garibanım, bir savaş çıktı başımıza
Şehîdê Qazî’de , İran’ın sınırında
Üstelik mevsimde sonbahar
Yumuşak bir kar yağıyor üstümüze
Hele bir bak yerler kayış gibi donmuş
Evi yıkılasıca Kerim efendi
Düşmüş askerlerin önüne,
Üç ülkenin ordularını getiriyor üstümüze
(tc, iran , Sovyetler birliği)
Şêx Zahır’ı ağır yaralamışlar
Şêx Bananın koçyiğidi
“Benden size hayır yok gayrı” dedi
“Bana bir sigara verinde içeyim
Daha yaram soğumamışken”

Olmaz bu, billahi olmazAskerler sarmış dört bir yanı
Ağır silahlar ve cephaneyle
Şêx Hebîb: “ Bu kez de kurtulursak” diyordu
“Haram olsun bana gayrı iran’a gitmek de
Alçak hainlere dost olmakda”

BU KAHRAMAN KÜRT KADINI ÜZERİNE YAKILMIŞ BAŞKA BİR AĞITTA DA ŞUNLAR SÖYLENİYOR:

Sabahtır savaş başladı
Geliyê newêrek’de
İran sınırında
Bûk û zava (gelin ve damat) kayalığında
Evi yıkılasıca Kerim efendi
Devletin ispiyoncusu
On iki vilayetin askerini sarmış başımıza
Bakıyorum da
Şêx Evdırehman’ın elinde aynalı tüfek
Boynunda dürbün, önünde bir harita var
Şêx Zahır’ı ağır yaralamışlar
Yarası ağırdır, çaresizdir
Olurmu böyle, olurmu,
Kürtlerde Yiğitler tükenirmi ?

Hedê’ciğim, garibanım, kalk
Vatanımız Serhed’tir
Gönlümüz gamlı
Yumuşacık bir kar yağıyor üstümüze
Yerler kayış gibi gibi donmuş
Evi yıkılasıca Kerim efendi
On iki vilayetin askerini sarmış başımıza
Bana tabakamı getirde
Bir sigara içeyim
Daha yaram soğumamışken

Kürt ozanları, kendi kahramanları üzerine şarkı yaktıkları gibi, ulusal hainler üzerinede şarkı yakmışlardır.

Yukarıdaki şarkıda, Kerim Efendi isimli bir hainden bahs ediliyor. Efendi denildiğine göre, bu kişi büyük bir ihtimalle okumuş bir kasabalıdır.
Bu kişiyide size tanıtmak istiyordum. Ne yazıkki, kim olduğunu tespit edemedim.




EVDILÊ QADÊ:
Elîcan'ın dayısıdır. oda savaşta yaşamını yitirdi.


FEYZO:
Elîcan'ın kardeşidir. Ağabeyinin yönettiği timde görev yapıyordu.
Oda 1932 sonbaharındaki bir savaşta yaşamını yitirdi.

EVDILHEMÎD: Elîcan'ın kardeşidir, onun timinde görev yapıyordu.

EVDILBAQÎ: Elîcan'ın kardeşidir. Hamidiye layında bimbaşılık yapmıştı.
Ağrı'da başlayan ulusal mücadeleye katıldı ve bu savaşta yaşamını yitirdi.

MIHÊ
EVDILEZÎZ
SILHEDÎN
ELÎ
bu 4 kişi, Elîcan'ın amcasının oğullarıdır.
Amcaları Evdilbaqî'nin timinde görev yapıyorlardı.
Hepside savaş içinde yaşamlarını yitirdiler.



MIHEMED REŞÎD:
Elîcan'ın oğludur.
savaşa katıldığında henüz 12 yaşındaydı.
savaşta sağ kurtuldu.
Yenilgiden sonra Surîyeye geçti.
20 yıl sonra Türkiyeye döndü.


DÜNDARZADE NUMAN EFENDİ
Gêloyî Aşiretine mensup olan ve yörede tanınan bir Kürt Aydınıdır.
1885 yılında, Bayazıd'da (eski doğubayazıt) doğdu.
01906 yılında, Mülkiye Mektebi'ni bitirdi.

Rus çarlık ordusu, 1915 yılında Bayazıt'ı işgal etti.
sosyalist devrimin gerçekleşmesi üzerine, Rus ordusu geri çekilirken, Çevredeki okumuş Kürt aydınlarınıda beraberinde götürdü.
Götürülenlerden biride numan efendi idi.

Numan Efendi, Rusyadan önce İran'a, daha sonra Irak'a geçti.
1923 yılında yeniden Bayazıt'a geri döndü.
1924 ylında, Iğdır Emlak Müdürlüğü görevine atandı.

Numan Efendi Kürt sorununa duyarlı olan bir Kürt aydınıydı.
Halk içinde yaptığı konuşmalar nedeniyle, devletin dikkatini üzerine çekiyordu.
Bu nedenle ailesiyle birlikte Bursa'ya sürgüne yollandı.

Ağrı savaşının başlaması üzerine, sürgün yerinden kaçıp Ağrı'ya gitti.
Ağrı Savaş konseyi üyesi olan bu kişi, düşünce, bilgi ve ferasetiyle, harekata büyük hizmetlerde bulundu.
Xoybûn örgütünün emrinde bir bürokrat gibi çalıştı.

O dönemde Iğdır'da görev yapan istihbaratçı Hüsnü Bingöl'ün, 1929 yılında düzenlediği bir komplo sonucunda öldürüldü.


Kör Hüseyin paşa
Ağrı isyanlarına destek almak için ırak kürdistanına gitti, yolda medeni isimli bir ihanetçi tarafından öldürüldü


HACO AXA - HACO AĞA'DA HOYBUN ÜYESİYDİ

Hewarkî aşiretinin reisiydi.
Savaş içinde, cesareti ve dürütlüğüyle saygı gören bir kişiydi. Haco ağa, emrindeki timlerle birlikte, Midyat ,Eruh , Hakkari yöresinde savaşıyordu...

Ünlü Kürt Şairi Cigerxwin'in Haco ağa için yazdığı şiir

De rabe ser
xwe xweşmêrê hêja

Hacoyê Haco rêberê kurda
Ne çaxa te bû tu
çûye gore

Te em tev hiştin ber zilm û zorê
De
rabe ser xwe xweşmêrê hêja

Hacoyê Haco reberê kurda
Em kurê te ne tev bêxwedî ne

Dara te çandî gul daye şîne
Em pey soza te ne va em bi dorê

Ta em herne nava vê gorê
Çaxa te serê xwe dakir me Hesenê dewsa te
rakir.



Gulnaz Xanım!

Oğlunun kesik başına elini uzattı, gözlerini okşadı ve yüksek sesle:"Bu benim tosunumdur, buna ben bugün için süt verdim. Eğer Kürdistan davası uğruna bu suretle ölümünü görmeseydim, sütümü kendisine haram ederdim" dedi.

Bu sözleri söyleyen bir Kürt kadını/anası idi. Adı Gulnaz. Kendisi 1927 Ağrı ayaklanmasına katılır. Tabi o tek orada değildi, ailesinden kardeşi İzzet Bey'de vardı. Ayaklanmadan sonra tutuklanarak Muş Cezaevi'ne konulur. O cezaevindeyken kardeşi İzzet Bey ve oğlu Sıddık Bey bir çatışmada öldürülüp, başları kesilerek Muş’a gönderilir. Fakat teşhis edilmek
istenen kafalardan hangisinin Sıddık, hangisinin İzzet Bey'e ait olduğunu kimse bilmiyordu. Bunun için cezaevinde olan Gulnaz Hanım çağrılır. Nuri Dersimi, Gulnaz Hanım'ın kesik baslarla karşılaşmasını
şöyle anlatır: "İlk önce İzzet Bey'in kesik başı önünde eğildi ve kardeşinin kahramanlıklarını yüksek bir sesle saydı. Ondan sonra oğlu Sıddık Bey'in kesik başına elini uzattı, gözlerini okşadı ve yüksek sesle, 'Bu benim tosunumdur, buna ben bugün için süt verdim. Eğer Kürdistan davası uğruna bu suretle ölümünü görmeseydim, sütümü kendisine haram ederdim' dedi..."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder