21 Ağustos 2010 Cumartesi

Halk Kişiliğinin Militanlaşmış Abidesi Bışar


Halk Kişiliğinin Militanlaşmış Abidesi
Adı, soyadı: Cemil
Kod adı: Bışar Rubar
Doğum yeri ve tarihi: Başçavuş köyü- Ağrı, 1962
Mücadeleye katılım tarihi: 1979, Bölge Komutanı
Şehadet tarihi ve yeri: 1996, Çemçe
“Küçük’ken dedem hep Ağrı Dağından Bahsederdi”

Devrimler; gerçekte insan yaratıcılığından doğan tüm sanatları kendisinde toplayan en soylu en büyük sanattır. Ve en görkemli ürünleri devrimin fırtınalı yaşamı için de doğan, en insani güzellikleriyle halkının insanlığın kendini bulma yürüyüşünde bir güneş gibi ilerleyiş yolunu sürekli aydınlatan devrim çocuklarıdır. Küçücük yüreklerinde koca insanlığın milyonları bulan halkının soylu değerleriyle ileriye atılırken tek kaygıları omuzladıkları yükü mükemelce taşıyıp taşıyamamadır. Saf tertemiz çocuksu sevgileri, hırçın asi bir nehir gibi coşkularıyla yürürken okyanusun dev dalgalarına karşı direnen heybetli kayalıklar gibi inatları insanın özgürlüğe ve soylu değerlere olan susamışlığının onlara bağlılığın nasıl olduğunun ve olması gereğini en güzelce en yiğitçe ortaya koyarlar. İşte böylesine güzel, böylesine yiğit insanları, o güzel hayranlık uyandıran devrim çocuklarını anlatmak, Onların kişiliklerinin duyğularının düşünce ve istemlerinin hakkını vermek o kadar kolay olmasa gerek. Hele hele bu bir PKK’li savaşçıysa.
Evet. PKK’li her savaşcının (erkek-kadın, çocuk-yaşlı) yaşamı gerçekte her yönüyle anılmaya ve üzerinde derin düşünülmeye değer. Herşeyi, tarihi ülkesi ulus gerçeği, değerleri, kültürü, maddi-manevi olan ne varsa elinden alınmıştır Kürt halkının. İnsanlığın yüzkarası olan bu gerçeğini, hiç bir destek olmadan, daha da ötesi inkar edilen kirli politikaların çirkef oyunlarına kurban edilmek istenen ve uygar! dünya’ca mübah sayılan, halkımızın yok edilmesine alkış çalan bir insanlık ortamında yani herşeyin düşman olduğu bir ortamda inançla inatla verilen savaşı ve bu onur savaşının kahraman savaşçılarına karşı eğilmekten başka ne yapılabilir.
İşte ulusal kurtuluş devrimimizin yiğit neferlerinden olan daha çocukluğundan itibaren devrimin ateşi içinde pişerek büyüyen ve yıllarca inançla, inatla yılmadan savaşan Bışar yoldaşı anarken özce bu gerçeği vurgulama gereği duyduk. Evet, Bışar yoldaş devrimin içinde pişerek büyüyen gerçek bir devrim çocuğuydu.
Bışar yoldaş; 1962 yılında Ağrı’ya bağlı Başçavuş Köyünde zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Bışar yoldaş daha küçükken dedesinden, babasından aile büyüklerinden hep geçmiş Kürt isyanlarının hikayelerini dinleyerek büyüdü. Ağrı’yı Zilan’ı öğrendi bu hikayelerden. Erivan radyosundan yanık yakarış dolu isyan şarkılarını dinledi. Her akşam üstü, güneş batmaya başlarken muhakkak radyonun başında olurdu. Her hikaye, her şarkının sonunda içinde onu kasıp kavuran bir duygunun bir gücün giderek büyüdüğünü ve onu alıp götürdüğünü hissediyordu. İşte 14-15 yaşlarına geldiğinde köyden aile yaşamından, duvarlar arasına sıkışmış sinik bir yaşamdan, Türk devletinin yarattığı korkudan sıyrılmış, apayrı bir dünyanın özgürlüğün, özgür Kürdistan’ın ve özgür insanın asi duygularıyla dolmuş ele avuca sığmaz, bir genç olmuştur. Bu sıralar Ağrı Merkez’de liseyi okuyordu.
1977-78’ler gençlik içinde devrimcilik, Kürdistan, faşizim sömürgecilik, baskı kavramlarının heyecanlı, heyecanlı tartışıldığı dönem. Bışar yoldaş bu süreçte kendisini karmaşanın, neyin ne olduğu, doğrunun hangisi olduğunun netleştiği bir ortamda hep en doğruyu aradı. Sürekli bir arayış içindeydi. Devrimcilik, Kürtlük, Kürdistan adına konuşan birçok insan tanıdı. Örgüt isimlerini duyar ama hiçbiri onun aradığı değildir. Sloganlara sıkıştırılmış, lafazanlığın altında saklanan sahteliği korkaklığı, iyi görüyordu. Ama hep umutla arayışlarına devam etti. Bu sıralarda kalın çizgilerle ayrılmış olan faşist-devrimci karşıtlığında faşistlere karşı sürekli kavga yaptı. Devrimci gruplar arasındaki yaş ortalamasına göre yaşı küçük olmasına rağmen arkadaşları arasında yer aldı, sevildi.
1977-78’lerden itibaren parti hareketi Serhat alanında mücadeleye başladığında ilkin partinin ismi ve çalışmaları fazla yayılmamıştı. 1979’la birlikte alanda çalışmalar genişleyince Bışar yoldaş partili yoldaşların düşünceleri, ahlak yapıları, cesaretleri ve kazanma inançlarından etkilenerek partiye yakınlık ve sempati duymaya başladı ve 1979 yılında itibaren “Ağrı” grubunun en genç üyesi olarak mücadele içinde fiili olarak yer almaya başladı. Cesaretli atak ve çoşkulu genç bir militan olarak eylem den eyleme koştu. Bu dönemi kendi anlatımlarında şöyle dile getiriyordu.
“O zamanlar yaşım küçük olduğu için arkadaşlar beni koruma mantığı ile fazla riskli eylemlere koymuyorlardı. Ama ben yıllarca aradığımı bulmuş onun verdiği sevinç, heyecan ve tarif edilmez duygularla yerimden duramıyordum. Hep eylemlere gitmek istiyor, çalışmak istiyordum. Hatta bu konuda öylesine aşırı dayatmalarım olduki arkadaşlar bir gün beni azarladılar. Bu azarlama günlerce beni hep düşündürdü. Çocukca küsmelere gidiyordum.”
Evet Bışar yoldaş gerçektende ele avuca sığmaz olmuştu. Kendisini durduracak engelleyecek hiçbir şey göremiyordu. Yaş küçüklüğünün verdiği dengesizliği ortadan kaldırmak için tüm çabasını sergiliyor. Kendine acımazsızca yükleniyordu.
1980 yılında 12 Eylül faşizminin saldırısı başlayınca bir süre dağlara çekilip kırsal alanda çalışmalara devam etti. Birgün Ağrı şehir merkezinde bir görev amacıyla bulunurken düşman güçleri tarafından yakalandı. Yakalandığında 18 yaşındaydı. Bundan sonra vahşi işkence her türlü insanlık dışı baskı teslim alma, ihanet ettirme faslı olan cezaevi yaşamı başlayacaktı. Onun için Erzurum Cezaevinde aylarca, yıllarca süren bu vahşet tablusu. Bışar yoldaştan, onun düşüncelerinden inancından devrimci onurundan hiçbir şey alamadı o düşmanı sevindirecek hiçbir tutum içine girmedi. Büyük bir irade ve sabır gücüyle düşmana karşı amansız bir direniş verdi. Ve cezaevinde de yoldaşları arasında sürekli direniş bayrağını dalgalandırdı. Bu zindan yaşamı ona düşmanın gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla gösterdi, ve kendisinin de dediği gibi “Artık düşman benden düşmanlık onu öğrenebilir” diyordu. Düşmanın barbarlığı, vahşeti, yıldırma politikaları onu mücadele ile daha da kenetledi. Parti ile daha fazla birleştirdi.
1987 yılında zindandan çıkar çıkmaz partiye ulaşmanın yollarını aradı. 1988 yılında şehit (Suat Şahin) RUBAR yoldaşın’da bulunduğu bir grup arkadaşla Avrupa üzeri Parti Önderliğinin bulunduğu sahaya ulaştı ve Mahsum Korkmaz Akademisinde bir süre eğitim gördü. Bundan sonra daha olgun daha tecrübeli, daha pişmiş bir devrimci olarak Kürdistan dağlarına yönelecekti, Bışar yoldaş.
1989 Baharı ile birlikte çok sevdiği Rubar (Suat Şahin) yoldaşın komutasında bir grup gerilla ile Serhat eyaletine gitti. Kendisi için daha çocukluğundan beri kutsal bir varlık olan Ağrı dağına ulaştığında yaşadığı duyguları şöyle ifade ediyordu.
“çocukken dedem hep Ağrı dağından bahsederdi. Erivan radyosundan o yanık türküleri dinlediğimde hayalimden hep Ağrı’yı canlandırdım. Bana gizemli ulaşılamayan birşey gibi gelirdi. Ağrı dağı. İşte şimdi Ağrıdaydım. Gerçekten anlatmak tarif etmek çok zor duygular içindeydim. Sanki o anlatılan hikayelerin içindeymişim gibi hissediyordum kendimi”.
Bu duygular Bışar yoldaş’ın yurtseverlik duygularıyla halkına tarihine geçmişine saf tertemiz bir bağlılıkla dile getirdiği duygulardır.
1989 yılı Temmuzunda üç yoldaşıyla Ağrı Dağından sinekler alanına bir randevu için geçerken ihanetin çirkin yüzü kendini iğrenç bir biçimde onlara gösterir. Ve bir ihbar üzerine yüzlerce düşman gücü ile çatışmaya girerler. Çatışmada Rubar (Suat Şahin) ve Aydın yoldaşlar şehadete ulaşır, Bışar yoldaş ise sağ kurtulur. En sevdiği yıllarca zindanda düşmana karşı omuz omuza birlikte savaştığı Rubar yoldaşın şehadeti üzerinde olumsuz bir etki yapar ve bir yıla aşkın bir kopmayı yaşar parti’den. Sonra tekrar Akademi sahasına gider ve 1992 yılında daha güçlü olarak yine Serhat Eyaletine gelir.
Daha güçlü, daha donanımlı ve daha derinleşmiştir. Parti çizgisinin, devrim amaçlarının, örgütsel yaşamın ağırlığını onların yaşamsal önemini yaşayarak pratiğe yüklenir. Bölge yönetiminde yer alarak örgütlü savaşımın vazgeçilmezliği bilinciyle üzerine düşen her görevi örnek bir coşkuyla yerine getirmeye başlar.
1992-1996 yılları arasında dört yıl boyunca Bışar yoldaş Serhat Eyaletinde çeşitli düzeylerde yoğun bir pratik çalışma ve savaş faaliyetler içinde yer aldı. Bölge komutanlığına kadar yükseldi. Bu süreç içinde halkın örgütlendirilmesi, savaş faaliyetleri ve birçok örgütsel çalışmanın başını çekti. Ağrı Dağı, Sinekler ve Çemçe alanlarında komutanlık yaptı.
Bışar yoldaşı anarken onun halkla olan ilişkileri halka karşı sıcak yaklaşımı, bütünsel ve birleştirici uslubu Onu Serhat halkının gönlünde taht kurmasını yaratmıştır. Yaşlıya, çocuğa, kadına, gence, vb. herkesime cevap veren saygılı uslubu onun özünden gelen doğal bir olguydu. Çünkü O kendi halkını yüreğine gömmüştü. Onunla her anlamda bütünleşmişti.
Kürt halkının bağrından doğan bu yiğit neferi; 1996 baharında, Çemçê alanında bölge komutanıyken düşmanın alana yönelik binlerce gücü ile ve tekniğiyle giriştiği vahşice bir saldırı ve günlerce süren çatışmalar sonucunda kaybettik. Kuşatmaya alınan birlik dört gün peşpeşe şiddetli çatışmalara girdi. Çatışmadan öte bir boğuşmaydı. Tarihteki hesaplaşma sahnesiydi. Bu çatışmalar göğüs göğüse sürüyor ve mermileri gün geçtikçe azalıyordu. Mayıs ’96 ortalarında düşman çemberinde kalan yoldaşları şehit düşünce en son mermileri bitmiş yaralı olarak bir yoldaşla birlikte düşmanın eline sağ geçmemek için bombasını kendinde patlatarak şehit düşmüştür.
Halkımızın devrime adadığı bu yiğit yoldaşı her zaman anacağız. Onun halk kişiliği, sevecenliği, coşkusu, morali, inancı ve cesareti intikam yeminimiz olacaktır. Kürt halkı PKK ve devrim var oldukça O yaşayacaktır.
Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Bışar yoldaşı mücadelemizde hep yaşatacağız...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder