11 Temmuz 2010 Pazar

AĞRI DAĞI _ ÇÎYAYÊ AGIRÎ




Zirvesi 4 mevsim boyunca erimeyen kar ve takke buzulu ile kaplı volkanik
Bir tuvalet olan Ağrı Dağı, Türkiye'nin doğu ucunda, Ağrı ilinin sınırları içerisinde yer almaktadır. Dağ, İran'ın
16 km batısında ve Ermenistan'ın 32 km güneyindedir. Dağın %35'lik
Bir kesimi Iğdır ilinde, kalan %65'lik kesimi ise Ağrı ili sınırları içerisindedir



Ağrı İsmi , Kürtçe Agir kelimesinden gelmektedir. Anlamı “ateş” demek. Agirî
Bunun sıfat hali, ateş dağı. Bilindiği sönmüş volkanik bır dağdır. Türkçe'de geçen Ağrı ismide buradan gelmektedir. DAğın Ermenice adı ise Masis’tir. TEvrat'ta geçen İbranice bir isim, Ararat 'ta sıkça kulanılmaktadır.






3 boyutlu uydu görüntülerinde 30 metre çözünürlükte Landsat 7 uydu
Verileri ve 90 metre çözünürlüğe sahip sayısal yükseklik modeli
Kullanılmıştır.

Uydu fotoğrafları 2000-2002 yılları arasında
çekilmiştir. Yükseltilerin kolay fark edilebilmeleri için yükseklik
(kot) değerleri 1.5 ile 2.5 kat arasında abartılmıştır.

Yamaçlarda
Görünen ve eteklere doğru uzanan pürüzsüz kütle, taşlaşmış lav
Akıntılarıdır. Bu akıntılar tabanı 1200 km² yi bulan bir koni
Oluşturmuştur. 5137 m. ile Türkiye'nin en yüksek dağı olan Büyük Ağrı
Dağı'nda buzul dilleri 4000 m.'ye kadar iner.
(Atlas dergisi)



Ağrı Dağı (tur)



Ağrı Dağı kutsal bir dağdır, çünkü
Birçok kültürün tarih öncesi mirasında önemli bir yeri vardır.
M.Ö.1440-600 yılları arasında en azından Mısır’da, Babilon’da ve Fars’ta
Ağrı Dağı’nın dünyanın en yüksek dağı olarak sayıldığını düşünebiliriz.
Neden Ağrı Dağı? Karlı tepesi ona görkemli ve ulaşılamaz bir hal
Kazandırır, göreceli yüksekliği ise onu manzaranın üstündeki tek ve iyi
Gözüken bir dağ olarak gösterirdi. Böylece Büyük-Kafkas’taki Elbruz
Dağı’ndan farklıydı: Elbruz’un tam yüksekliği ve görkemliliği, vizyon
Bakımdan o kadar farkedilen bir şey değildi. O zamanlarda hatta birkaç
Yüzyıl sonra da Ağrı Dağı’nın göreceli yüksekliğinin tek ölçüsü olarak
Göz ölçüsü kalmıştır.



Batı Avrupa’daki 17 yüzyılın fen bilimlerinin gelişmesi, doğa
Objelerinin tam olarak kayıt altına alınmasının gereğini öne çıkardı. Bu
Döneme barometrenin keşfedilmesi de aittir (1643). Barometre yardımıyla
Atmosfer basıncısını ölçmenin yani sıra dağların denizden yüksekliğini
De tam ölçmek 18 yüzyılda keşfedildi. İsviçreli doğa bilimci Horace
Bénédict de Saussure 1787 yılında Mont Blanc Dağı’na (4807 m) çıktı. O
Zamanlarda Güney Amerika’da bulunan Chimborazo volkanı (6310 m) dünyanın
En yüksek ve çıkılamayacak dağı olarak sayılıyordu.



1815 yılında Alman bilim adamı Adolf Wilhelm Miltenberg,
çalışmalarında çeşitli bilgilere dayanarak Ağrı Dağı’nın yüksekliğini
3900 m olarak belirtmiştir. Ağrı Dağı’nın tam yüksekliğini ölçmek
Avrupalılar için zordu: bu kutsal dağ Fars topraklarında bulunuyor ve
Oraya ancak diplomatik misyonlar ulaşabiliyordu. Ancak Rusya ile Fars
Savaşı’ndan sonra 22 Şubat 1828 tarihinde varılan barış sonucunda,
Eskiden Türkiye ile Fars, şimdi ise Rusya ile Fars devlet sınırında
Bulunan Ağrı Dağı’nın kuzey eteği, doğa bilimciler için ulaşılabilecek
Bir hal kazandı. Barışa varıldıktan hemen sonra 30 Eylül 1828 tarihinde
Tartu Üniversitesi jeofizik profesörü Friedrich Parrot, üniversite
Senatosuna Ağrı Dağı’na çıkma ve doğabilimsel araştırma projesini sundu.
1811 yılında Büyük Kafkas’taki Kazbek (Mkinvari) Dağı’na (5033 m) çıkma
Denemesi başarılı olmadı. Ağrı Dağı’nın fethedilmesi de bu bakımdan
Parrot için zor bir deneme demekti.



Ağrı Dağı’na çıkma, alpinizm açısından da bilimsel amaçlarla en
Azından aynı derecede önemli olduğu için Parrot oraya seferini kendi
Bütçesiyle gerçekleştirmeye karar verdi. Kendisine katılan dört
öğrenciden ancak bir kişi devletten sefer bursunu aldı. Tartu’dan Nisan
Başı 1829 yılında yola koyulundu ve aynı yılın Eylül ayında dağa
Tırmanışa başlamak mümkümdü. İlk iki deneme başarısızdı, fakat 8 Ekim
1829 yılında dağa çıkmak için Parrot beş yoldaş ile beraber günün en
Güzel havasını kullandı. Ertesi gün Parrot, Tartü Üniversitesi
Senatosu’na yazılmış mektupta tırmanışı şöyle anlatıyor: ‘/…/ öğleden
Sonra saat üç ve dört arasında başarılı ama çok da yorgun olarak Ağrı
Dağı’nın tepesine vardık. Karda, daha doğrusu buzla kaplanmış dağ
Eteğinin dik bölümünde yaptığımız her kademede buzun içine çiviyi bütün
Gücümüzle çakmalıydık ve bunların sayısı 5000 ile 6000 arasında çıktı.
Dağın denizden yüksekliği ortalama 16200 Paris futu [5265 m]; tepesine 5
Futluk bir taç koyduk’. Ağrı Dağı (5137 m), dünyanın 5000 m’den yüksek
İlk dağı olarak fethedildi.



Dünyanın ilk alpinistlerinden biri Friedrich Parrot (1791–1841)
Almanya şehri Karlsruhe’de doğdu ve 1795 yılında anne-babalarıyla
Birlikte Rusya İmparatorluğu’nda kurulmuş olan Tartu’ya (bugün Estonya
Cümhuriyeti toprağıdır) taşındı. Tartu Üniversitesi’ni bitirdikten sonra
1814 yılında Viyana’ya giden Parrot, oradan Alpler’e bir yolculuk
Yaptı. Kendisinin özel bilimsel ilgi alanı, çeşitli dağların kar
Sınırının yüksekliği idi. Bu bilimsel soruya bütün ömrünü vermiş olan
Parrot, Büyük Kafkas (1811), Alp (1815–1816), Pirene (1817), Küçük
Kafkas (1829) ve Nordkap (1837) dağlarında araştırma yaptı.



Hazırlayan: Erki Tammiksaar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder