19 Temmuz 2010 Pazartesi

Ağrı isyanı sürgünlerinden Nebi güler'in yazısı

TANIYORUM ONLARI , ONLAR MĀTEMDE BİLE , GOVEND TUTUP ZILGIT ATARLAR .

Buradaki yazılarımı şu veya bu nedenle hiç bir politik nedene bağlanamaz beni , bize yani Akrabalarıma vede Tarihte Ailemize olanlardan dolayı olduğu için yazıldı , Doğrudur siyasi bir vakadır .
www.elat.ch Site yanlız Kürt dili ve Kültürüne vede Tarihine hizmet içindir , ancak doğrudan bana ve aileme , akrabalarıma yapılan bir zulmide kulak ardı edemem çünkü bende kendi akraba bağlarıma bağlıyım .
Nice ihanetleri tanımışlar nice haksızlıkları yaşamışlar fakat hiç bir zaman kürtlüklerinden ödün vermemişlerdi seve , seve ölüyorlardı , kürtlük sevdasının teysiri ile acılarını teskin ediyorlardı . Muhabirler haber geçiyordu MAKU ŞEHİR MEYDANI KANLA YIKANDI yankısı bile dünkü kaderleri gibi yankılanmıyordu .
Makuda katledilenlerle ile kez 1979 yılı baharında tanışmıştık , Ben 1979 yılı sonlarında Ağrı dağı civarıdaki akrabalrınım yanındaydım , İrandaki Şahlık devrilmek üzereydi , Kürtlerden bazı çevreler şīi hareketine katılmışsada çoğu o eski kürtlükleri ile temaşakardılar .
Bir yıl kadar kaldım o nadide İnsanlarla ,Baharın gelişiyle karaçadırları yüklenmiştik ver elini yüksek yaylalara , bizim yaylamız Qerexaç köyü ile Golle xane arasındaydı , o güne kadar yaylamız var olduğını duymuş idim fakat ilk kez o yaylamıza ayak basmış yeni görüyordum .
Çünkü Ailemiz Ağrı isyanı yüzünden isyancılar ile birlikte Aydın iline ve köylerine sürülmüşler . ben Dünyayı oralarda tanımaya başladığım için Ağrı dağlarının yaylalarını ilk kez görüyordum .
Ayrıca Trakya bölgesine sürülen akrabalarımda hepsinin Baba ocağı Ağrı dağı ve çevresidir , Ben misafir gibiydim ata ocağında , ordaki akrabalarım beni çoğu kez Hiqyat anlatarak güldürürlerdi .
Bana çok ilginc bir Kedi ve Köpek hikayesinide anlatmışlardı , hikaye anlatılmadan önce Ağrı isyanı liderlerinden bizimde akrabamızda sayılan Hacı Musanın Rahmetlinin bir ihanete kurban gidişinide anlatmışlardı .
Hacı Musada ailesi ile bizim ailemiz gibi Aydın ilinin bir köyünde sürgünde iken , sürgün yerinden Medeni isinli biri ile Ağrı yöresindeki evlerine dönerken yolda hacı Musa tuzağa getirilip öldürülüyor .
Bu ihanetten bir kaç yıl önce tanınan bir isimdir hacı Musa , hacı Musa ve arkadaşları Kürt bayrağını ilk kez Ağrı isyanıda önderlik eden Merhumlar İhsan Nuri paşa , İsmaile Sımko , Kör Hüseyin paşa , gibi şahsiyetlerle gök kuşağından esinlenerek bir bayrak hazırlıyorlar ve Kanikork köyüne dikiyorlar .
Bayrağın aslı alttan üste doğru şöyle YEŞİL , SARI , KIRMIZI hāliyle dikip sınır ihtialafını gidermek için referandun isteniyor fakat yanıt savaşla oluyor .
Oradaki kürtlere CELALİ KÜRTLERİ denilir , sürgünlere tabi tutuluyor , İranı iç kısımlarına Tebriz , Tahrana , Türkiyedekinler EGE , TRAKYA bölgelerine sürülüyor , bunları yazan Ben Nebi Güler de işte bu sürgün ailesinin bir ferdi olduğumdan bunları kendi özgeçmişin anlayışında yazdım .
Bu tarihimiz bizzat kendi aile büyüklerimden Bana çok kez anlatıldı ve ihanetin nasıl ne bicin ortaya çıktığını bir , bir oradaki yaşlılar pratik yaşantılarından alıntılar yaparak anlattılar .
Ağrı isyanını bizzat gözleri ile gören , ve sonra sürgün olup daha sonra tekrar o topraklara dönen , bir kaç canlı şahidi ile tanıştım , biri Rahmetli Yusuf muşamayi ki Anne tarafındaki dedemin en küçük kardeşiydi kendisi köyü İran sınırı içinde XulXule köyüdür .
Yakın Kürt tarihinin canlı sayfalarıydılar , çok badire nice çilelerle yoğrulmuş hayatlarını anlatırlraken ,dilleri ifadede yetersiz kalıyordu hāl dili ilede ilaver ederek gördükleri zulümleri çay sohpetlerinde anlatırlardı .
Zilan soykırımını harfi , harfine bilenlerdi , hālen oğulları sağ , kimisi Maku şehrindedir , yanlız katliyam zilanda değil , makunun güney yakasında yayla yolu üzerindede bazı toplu mezarları bana gösterdiler , kuru dere içine topluca yaz mevsiminde gömmüşler ,sonra kışın ,veya baharın akan sular ve aşınan toprak kemikleri görülebileçek şekilde dışarı çıkık hāllerini yazın yayla dönüşünde amcamın kızı gizlice bana gösterdi . .
Ben bu yazıyı tuşlarken daha dün 15 şubat kara gün kınama gösterisinde maku şehir meydanında yaylın ateşiyle topluca öldürme olayı oldu , bu olayda ölen ve yaralananların çoğu akrabamdır , yani Zilan ve diğer katiamlardan kurtulanların torunlarıdır hepsi .
Tarihteki katliamlar sanki bir gelenek gibi sürüyor , Dünya gözü önünde , bu katliamlar ve sürgünler hiçmi LOZAN SINIR KONFRANSI gibi Uluslar arsı maslalrın yanlışlığını dile getirmiyormu ?
İnsanlığa ihanetin , uluslar arası yanlışlıkların getirdiği kaos sonucudan kaynaklanmıyormu ? kürdi kürede ihanet ettircesinede sürmesindede hiçmi yanlışlıklar uluslar arsı masalarından kaynaklanmıyor ?
Yaşanılır bir Dünya olması yanlız bir kıtayamı (?)
Yoksa yanlız bir milleteme olmalı (?)
Diğerleri bu Dünya milletinden olması için kendimize tanıdığımız , kendinmize ön gördüğün şeylerin olması için sözde değil pratikteki varlığımız ne derece ?
Yanıtı aranan başlıca sorunlardan bazıları buyken , birde Ben 1979 da Kürdüstanda iken bugüne kadar ne yazıldı , ne çizildi önemli bir kişiden bahs emekle hem kürt Tarihinin yakın geçmişindeki karanlıkta kalması istemediğim yanlarınıda tanıtmalıyım .
Ağrı bölgesi hemen her kuzeyli kürt siyasilerin siyasi malzemesi olagelmiş , ama o yörenin nice kahramanını , nice Şehitlerini , nice Tarihlik olaylarını isimlerini kendi parti yayınlarında söz etmekten kaçınık oluşları sanki bir şeyleri gizliyormuşcasına siyaset yapıyorlar gibi izlenim veriyorlar .
Rahmetli Şeh Said idamından yaşı küçük olduğu için idam edilmeyenlerden , şimdi rahmeli olan Şeh Abdürrahman beyle tanışmıştım , gözleri pırıl pırıl idi , saçları alev renginde , evinde konuk eksik olmayan canlı bir Tarihti .
Beni kapıda karşıladı , kendi divan benzeri oturma köşesine buyur etti , bende o yer size laik ben şurda bir yerdede oturabilirim dediysende , o konuşmayı sürdürdü Ben o yeri sana sen olduğun için vermedim senin Kürt diline kültürüne ve Tarihine verdiğin önemden dolayı kendi divanıma buyur ettim dedi .
Şeh Abdürrahman idamdan nasıl kutulduğunu mahkemenin ve mahkeme öncesi pek çok olayın canlı şahidi olduğu için , her olayında zulm , kan , badire ile örülü oluşlarını anlatırken sanki yine görüyormuş gibi , yaşıyormuş gibi anlatıyordu , sanki mānen bir savaştaymış gibiydi hāli .
Pek çok Kürt şahsiyetinden söz etti , onları tek ,tek not etmediğimin pişmanlığını hālā hissediyorum , Fakat oğulları ve kızları ( Igdıra bağlıydı 1979 da) Hasanhan köyündedirler onlarda babalarının başından geçenleri benden fazlasıyla biliyorlar .
Kürt siyasiler , bu yöreden Kürt bayrağını almış başka şekiller vererek kullanmış yine Şeh Said gibi tarihi birini siyasette kullanırlarken , onun idamından yaşı küçük olduğundan dolayı kurtulan birinden söz etmeyi değil tanımadıklarını öğrenmek ne tuhaf şey olsa gerek .
İhanet ; fakat ihanet tek yönlü bir şey olmadığını onun çok yönlü bir musibet olup kürtlerin içine ta öteden beri kasıtlı sokulduğunu canlı tanıklardan dinledim , bugün değil dünkü Ağrı isyanını yaşıyan İnsanlardan .
İhanet önce menfaat ortamında başlar dediler , eger o oyun tutmazsa bu kez namus lekeleme oyunu devreye girermiş , oda tutmazsa ,bu kez sahte ispiyonculuk varmış oyunu ile kürt büyüklerini bir birine düşürmeyi denerlermiş , oda tutmazsa , bu kez yaylaların ta öteden beri ufak tefek kendi sorunlarını büyütüp onları çatıştırıp zayıflatma hesapları edilirmiş.
Rahmetli Hacı Musa ihaneti sonrasında akrabalarımdan Rahmetli Amcam Ali keleş , bir Kedi ve Köpek hikayesisi amlatmış idi , Türkçeyle yazmayı denedim fakat māna bakımından Kürtçe kadar mānalı olmadı kürtçe ile yazsam daha iyi olur .
Hikaye daha çok yardakcı , veya yağcı karakterleri dile getirir biçimindeydi , liütfen hiç kimse üzerine almasın ve gücenmesin gönül kırğınlığı getirmez niyeti ile olduğu gibi yazıyorum , yazmalıyın kürt kültürüne mal olmuşları , oradaki kürtlerin karakteri farklıdır MATEM’ de bile GOVEND tutup zılgıt atarlar .
Dileğim İnsanları İnsan gibi görmektir .
Sevgiyle kalın
*********


YAŞLI BİLGE

Rahmtli Ali keleş amcamın anlattığı hikaye fakat hikaye ile Hiqyat aynı şey gibi görünsede Hiqyat daha zengin anlam içerikli bir kelimedir .
Bu hiqyatı anlatıldığı yer tam İran ve Türkiye sınırındaki Golle xane yaylalarıydı , kara çadır altında oturuyorduk , semaver çayı içiyorduk ,
sınır yanı başımızda silah sesi dutulacak kadar yadındı .
Amcam sınıra bakarak şöyle sürdürdü .
Bazı insanlarda çıkan sorunların ana kaynağını tam kavrayamadığımız için kör dövüşüne benzer dövüşler ederiz , Bizim buradaki sorunların çoğu LOZAN ’da çizilen şu sınırdan kaynaklanır , diye elini uzatıp sınırı gösterdi .
Sınır Ağrı isyanı sonrası İranın elinde olan küçük ağrı dağı daha sonra ,Kürtleri bir kıskaçta tutmak için Türkiyeye devrediliyor .
Yani alavere dalavere KÜRT Mehmet nöbete anlayışı ile ,Lozanda çizilen sınır iki devletin ortak hareketi ile yeri deniştiriliyor , Peki böge Devletleri ne diyor bu denişikliğe onun çevabı hala net değil .
Kış ve yaz oranın insanı sınır boyu her yerleşim alanında , sınırın diğer tarafta kalanlarla birincil kan bağı bulunan insanlardır .

Akrabadırlar , sınıra takan yok , çünkü pasaport ialmak için kaynakları kısıtlı ve bürokratik işlerden anlayan çok kıt , bu insanların çoğu Ağrı isyancısı bahānesi ile sürgünlere gönerilmişsede, kısa zamanda sürgünde olanlar tekrar kendi yurtlarına dönmeyi başaranlarda vardı içleriçnde .
Kısacası bir aşiretin arasına çekilen sınır , çok derin yaralar açmıştı ,yaylaları ve köyleri aynı sınırlar içinde değildi , onları dinlediğimde gözlerim yaşardı , hıçkırıkları ile kesilen sözcükkler bana bu anlatının eksik yanı var , fakat fazla yanı yoktu gibiizlenim veriyordu , anlatılanlar doğruydu , çünkü başka yerdeki , başka obadaki yaşlılarda benzer şeyleri dillerinden döküyorlardı .
İşte amcamın anlattığı bu hiqyat yanlız kürtleri değil , tüm o yöre insanını betimliyerek anlatıyordu , sınırın nekadar insafsız bir sınır olduğunu şu hiqyat ile dile getiriyordu Bizi kedi köpek yerine komuşlar .



ZİLAN SOYKIRIMI ve O YÖREKİ KALİAMLARI DİLE GETİREN HİQTAT

HİQYAT= FABL
Kûçık û Pışik

Kûçık = Pışika qırnawuk çıma erdë usa dıkoli ?

Pışik =Kewt , kawtok ne bihna ne baş gereke bë çelkırın , anji bë xınımandın , desteteji heye guyaxwe tuji çelke , bınıxımine , xweliya ser hestiya veşarti çelbûyi venerım , hestıyateyi çel bûyi Ä derehanëye de bëje ka kë nan kore ?

Kûçık = Devra ez malë dıpëm , ez mıqata malëme , serma ba bager gı parxanamıdıxe de tu bëje ka kë nankore ?

Pışik = Serma devra të hıdırji , ezji nehëlım serma parxane malxe malëxe , dıçım rû tehela wi radızem , pë pûrtaxwe parxana xweyaxwe germ dıkım de tu bëje ka kë nankore ?


Kûçık = Ez nehëlım dız û kelledız tëkevın malë , xwe seraxu devra tenë bervi dıjmına şerrëdame de tu bëje ka kë nankore ?

Pışik = Ezji hema tım ne xewëdame , heyşarım , dıpëm , mıqati hındıre malëme nehëlım mışkek tëkeve malë !
de tu bëje ka kë nan kore ?


Kûçık =Navamı gurëxe , dıranam nota şûrane ,de tu bëje notamı mertal qe heye ?

Pışik = Lë ez ; xweyamı ça mı baveje , tım ser çar piya dıkevım , hıldıkışım ser dara , dûr dımehrım dûrimalë , şeveji çevam dıbırıqe , tışteki xeter heye , anji tunne de tu bëje notamı qılalivan qe heye ?

Kûçık û pışik bahsa merxasiye pır zëre kır .
Şër , pılıng mederëdawe dıkeve para kë xatır ?
Çiya Gıri * vıra ez vıra , konna reş zozanada ...
De bëje disa kë hılda vegırt dılaxwe pëva şakır ?

* Çel ; Bazı şivelerde Çal denilir mānada çukur demektir .
* Gıri ; Bazen yörede Ağrı dağının ismi Çiya agri değilde Çiya gıri dendiğide oluyor .
Saygılarımla ve Sevgiyle kalın
11 / 4 / 05


Not : Nebi güler Yazısında Kör huseyin paşa'nında isyanda olduğunu söylemiştir, fakat Kör Hüseyin paşa Ağrı isyanına gitmek üzereyken medeni isimli bir hain tarafından öldürülmüştür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder